 |
Sayaç |
 |
 |
 |
 |
 |
| Aktif Ziyaretçi | : | 6 |
Dün | : | 223 |
| Bugün Tekil | : | 14 |
| Bugün Çoğul | : | 79 |
| Toplam | : | 248229 |
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
Bölüm : Haberler - BİR ŞARKISIN SEN... |
 |
 |
|
 |
Yıl 1990\'ların başı. İlkokul yıllarımı soluyorum... |
Yıl 1990’ların başı. İlkokul yıllarımı soluyorum. 5-6 yaşında her gün dereye inip çıkmanın zorluğunu takdirlerinize bırakıyorum. Şuan yılda bir kez bile yürümeye cesaret edemediğimiz yolu, her gün inip çıkmaktan bahsediyorum. Sonra 2 odalı bir köy okulunda ikinci sınıfa başlıyorum. Yukarı Mahalle ve Akköy’deki birinci sınıf arkadaşlarımızdan yoksun bir şekilde. Günler geçiyor, biz büyüyoruz. 3, 4 ve 5… okul yıllarını kovalıyorum. Hep yatılı okullarda okuduğumdan mıdır nedir? Çok şey kalmış ilkokuldan aklımda. Bizim hem koyun var, hem de inek. Hafta içi okula git. Akşam 3 ten sonra Delikhozan’dan git inekleri al. Hafta sonları iki gün koyun çobanlığı yap. İlkokul yılları böyle geçti.
Okulların hiç kar tatili yapmadığı günlerdi. Bahara uyanışı bambaşka olurdu köyümün. Törnüğe bir gün ışığı hakim olurdu, tarlalar çift sürülmeye başlardı. Herkes öküzüne çift bulma peşinde. Tarla sürmeden çok zaman alırdı çift sürme hikayeleri. Tavanlardan indirilirdi tohumluk darılar. Fındık Bahçeleri ayıklanmaya başlardı ışgınlardan, sonra bahçe dibi kazmalar… Kemre imecelikleri, sıraya dönmeler… Tarlaları ikilemeler, tokalak kırmalar… Tarlalar ekilirdi…
Nisan yağmurları bereketinin habercisi olurdu, alamuk havalar takip ederdi onu. Ve TÖRNÜKTE HAŞİR BAŞLIYORDU. KAİNAT CANLANIYORDU. İlkokuldan sonra; bu yaşıma kadar, darıların toprakta hayat bulduğu ve teker teker yeryüzüne çıkmaya başladığı mevsimde hiç köyde bulunamadığıma nasıl yanmayayım ben. Küçükken insanın zihni daha temiz oluyordu, ne faceler vardı o zaman, ne msnler, ne de internet. Darılar kara topraktan yemyeşil çıkmaya başlayınca ben müthiş heyecanlanırdım. Kuru darı tanesi birkaç gün içinde yemyeşil oluverirdi. Bir gün yeni çıkan bir darı filizini topraktan çıkardım. Darı tohumunun sarı gövdesi çatlamış, içinden filiz fışkırmıştı adeta. Allah her şeyde olduğu gibi kuru bir darı tanesinde kocaman bir başak saklıyordu. MUCİZELERİ ÇOK UZAKLARDA ARAMAYA GEREK YOKTU. Facelerde yere basmayan kaya parçası paylaşmaya, çiçekte böcekte Allah lafzı paylaşmaya gerek yoktu. Asıl mucize hergün gözümüzün önünde yaşanıyordu. Arada sadece bir fark vardı, Allah lafzı yoktu dışında. KAİNATA BİR ÇİFT GÖREN GÖZ LAZIMDI. Sadece tohumlara ibaret değildi benim bu çocukluk tesbitlerim. Koyunlarımızda olduğu için hemen her sabah uyandığımızda ilk işimiz afıra koşmak olurdu yeni kuzu doğmuş mu diye? 3 erkek kardeş paylaşırdık kuzuları. Abim, ben ve şaban. Hacı Bayram’la Ramazan o zaman küçük tabi. Koyun demişken koyunlara verdiğimiz alafların gayık çalısı dediğimiz parçalarını üst üste yığıp, ateşle tutuşturmak, boyumuzu boy boy geçen alevinin sıcağında top oynamak… Bir şarkıyı ille de bir kız için dinlemeye gerek yoktu.
ŞİMDİ BANA KAYBOLAN YILLARIMI VERSELER,
ŞİMDİ BANA SENİNLE BİR ÖMÜR VAAD ETSELER,
ŞİMDİ BANA YENİDEN İSTER MİSİN DESELER,
TEK BİR SÖZ SÖYLEMEYE HAKKIM YOK…
HEP TARTIŞILA GELMİŞTİR, İNSANIN MEMLEKETİ DOĞDUĞU YER Mİ? DOYDUĞU YER Mİ? Diye. Eğer doğduğu yerse gurbette ne işim vardı? Yok eğer doyduğum yerse bu TÖRNÜK sevdası neden? Gurbet sen ne kahrı çekilmez bir meretsin.
Yıl 2010 ların başı. İstanbul yıllarımı soluyorum. İlkokulda çektiğimiz kurumuş darı tohumu misali sıkıntılar başağını çoktan vermiş durumda. Hayat sık saplarımı nasılda alıverdin acımasızca. Bir başak olmak için neler çektirmedin ki bana. Ne fırtınalar geçti üzerimden, ne sıcaklara maruz bıraktın beni. En sevdiklerimi nasılda kopardın benden bir seyreltme uğruna..
İSTANBUL’A İLK GELDİĞİMDE O KADAR SIKILMIŞTIM Kİ, BURASI DÜNYADA YAŞAYABİLECEĞİM EN SON YER OLUR DEMİŞTİM KENDİ KENDİME. İnsan her şeyi kendi yaptığını zannetse de, KADER hükmünü icra ediyordu. DİKKAT ET, YAPAN SEN DEĞİLSİN. Diyordu. ŞİMDİ İSTANBUL’SUZ YAŞAYAMAZ HALE GELMEK ÜZEREYİM. Ama dilimde hep eski şarkı. TÖRNÜK…
Sen kalbimin mehtabısın, güneşisin,
Sen ruhumun vazgeçilmez bir eşisin.
Bir şarkısın sen ömür boyu sürecek,
Dudaklarımdan yıllarca düşmeyecek.
Ruhum senin, kalbim senin, ömrüm senin,
Yıllar geçse ölmeyecek bende sevgin.
Bir şarkısın sen ömür boyu sürecek,
Dudaklarımdan yıllarca düşmeyecek.
Uzaklara kaçıversek seninle biz,
Birgün elbet göze gelir bu sevgimiz.
Bir şarkısın sen ömür boyu sürecek,
Dudaklarımdan yıllarca düşmeyecek...
İşte bu bitmez şarkıdır; benim sana ve yaylana olan sevdam,
İşte bu sevdadır; beni KÖY DERNEĞİnin peşinde koşturan,
İşte beni peşinden koşturan şeydir; KAYBETTİĞİM ŞEYLERİN BİR ZAMANLAR SENDE VAR OLMASI.
İşte kaybettiğim şeylerdir; eskiden var olan, şimdi ise elimden çıkmak üzere olan ve belki de bana hiçbir getirisi olmayacak olan KÖY SINIRI DAVASI’nın peşinde koşmak istemem...
Hayır, TÖRNÜK...
Şunu bilesin ki, ben sensiz yapacak değilim,
Ben seni unutacakta değilim,
Seni şahsi menfaatlerimin altında tutacak hiç değilim...
Okulunun da, sınırının da, düğünün de, derneğinin de, web sitelerinin de sıkı bir takipçisi olacağım. SÖZ VERİYORUM...
Ey İstanbul! seni çok seviyorum. Ama TÖRNÜK kadar değil. Çünkü o olmazsa, sende olmazdın. O doğurmasa, sende doyurmazdın.
Ey Törnük! Beni taktir etmeni beklemiyorum. ÇÜNKÜ BEN SENİ KARŞILIKSIZ SEVDİM...
Dursun ÇAK |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
Yorum Bölümü |
 |
 |
| | Yorum yapabilmek için Üye Olmanız Gerekmektedir. |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
Yorum Bölümü |
 |
 |
 | | numancak Yorum Sayı : 0 |
|
 |
| Yrm:BİR ŞARKISIN SEN... | | Yüreğini sağlık evlat. Bu törnük sevdası ama asıl kanayan yaraları dile getirmemişsin. İnşallah bir dahaki sefere... | | Ekleme Tarihi : 09/04/2011 Saat : 20:32 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
Yorum Bölümü |
 |
 |
 | | yalcıncak Yorum Sayı : 0 |
|
 |
| Yrm:BİR ŞARKISIN SEN... | | Elıne yüreğine sağlık. O günleri yeniden yaşadım. Keşke o zamanlar geri gelse ama nerde.............. | | Ekleme Tarihi : 08/04/2011 Saat : 13:13 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
|
|
 |
Yazarlar |
 |
 |
 |
 |
 |
| Mehmet UZUN |
| Mehmet ÜNLÜ |
| Nihat ŞAHİN |
| Ab-ı Kevser |
| Nihat İLERİ |
| Dursun ÇAK |
| Emrah ÇAK |
| Muhittin KAYA |
| Erdinç ÇAK |
| Sami ÇAK |
| Seçme Yazılar |
| Gönderdikleriniz |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Şairler ve Şiirler |
 |
 |
 |
 |
 |
| Erdal KARA |
| Numan ÇAK |
| Mahmut KARA |
| Sizden Gelenler |
| Seçmeler |
| İsa ÇAKAR |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|