Kara kışı geride bırakıp bahara yavaş yavaş adım atmaya başladığımız şu günlerde köyümüzde de bahara hummalı bir hazırlık başladı. Kimi tarla kazıyor, kimi bel belliyor, kimi de bahçeleri esir almış yabani otları temizliyor. Bu çalışmalardan birkaç demeti manza eşliğinde aktaralım istedik.
Söylemeden geçemeyeceğiz. Akköy Barajının yapılması sayesinde köyümüz maddi anlamda bir hayli rahatladı. Bunun inşaatta çalışan insanlarımızın yanı sıra köyümüzde artan çarpık ve boyasız betonarme binalardan da rahatça gözlemleyebiliyoruz. Köylerimiz köy olmaktan çıktı artık. Büyük şehirlerin varoşlarını andıran beton yığınlarına dönüştü. Evler boyasız, gelişigüzel yapılmış ve ortak kullanım alanı olarak camilerimiz ve okullarımız dışında herhangi bir yer yok. Ne çocuklarımızın rahatça oynayabileceği bir çocuk parkı veya dinlenme alanı ne de yağmurda, çamurda, karda kışta rahatça düğün gibi, köy toplantıları gibi toplu merasimlerde kullanacağımız bir yapının varlığı. Düğünler virajlara bırakılmış; ne araba geçebiliyor insan kalabalığından ne de insanlar eğlenebiliyor aşağı yukarı geçen arabalardan. Bir de düğünlerin yapıldığı yerde elektrik sorunu, gürültü, komşuların rahatsızlığı cabası. Bu olumsuzlukların yanı sıra resimlerde de gördüğünüz üzere Akköy Barajı Akköy ile Ambarlı arasında koca bir dağı yeşil doğadan arındırmış zikzaklı yollar köyün doğasını baltalamış.
Asfaltı sudan aşınmış yollar, henüz asfaltlanmamış geçerken arabanızın taban kısmının rahatça yere değeceği yollar, henüz başlamamış kanalizasyon çalışmaları, toplumsal bilincin bir hayli fazla olduğuna inandığımız bir köye yakışmayacak sağa sola gelişigüzel atılmış, bira şişeleri, çöp poşetleri, plastik kutular…Ha bir de yol asfalt diye yolda oluşabilecek tehlikelere aldırmadan en az 80 km hızla yanımızdan geçen hem kendini hem de başkalarının hayatını tehlikeye sokan rüzgarın oğlu şoförler….
Gönül gözünüz neyi görmek isterse onu görürsünüz, biz bu kadar güzel doğanın yanında böyle çirkinlikleri ve eksiklikleri de gördük. Umarız bunu yetkililer ve köy büyükleri anlarlar ve derhal çare bulurlar. Bizden söylemesi.
Başka Törnük YOK Başka YEŞİLDE…
Şairin dizelerine esprili bir yaklaşım.
Törnüğü dinliyorum gözüm kapalı…
Çalıyor insandan çok arabaların kornaları,
Savruluyor yere göğe çöp torbaları,
Bir kadının yola akan musluk suyuna değiyor ayakları,
Törnüğü dinliyorum gözüm kapalı…
Törnüğü dinliyorum gözüm kapalı…
Her biri ayrı muamma yayla davaları,
Bir yanı asfalt (Karşı) bir yanı yürünmez (Beri) araba yolları,
Baheçelerinde çiçekle karışık bira kutuları,
Törnüğü dinliyorum gözüm kapalı…
Törnüğü dinliyorum gözüm kapalı…
Yağmurdan ıslanmış düğün konvoyları,
Tuğlalı, Boyasız varoş betonları.
Minaresiz, yolsuz cami avluları…
Törnüğü dinliyorum gözüm kapalı…
Törnüğü dinliyorum gözüm kapalı…
Sorunlara duyarsız; adamsendeci vurdumduymazları,
Ataları imeci kendisi yevmiyeci bazı çıkarcıları,
Sadece gezen ardında toz bulutu bırakan gurbetçi insanları,
Menfaat peşinde ama kendine birkaç iyi adamları,
Törnüğü dinliyorum gözüm kapalı…
Ben eski Törnüğü arıyorum ama bulamıyorum
Ne oraları ne de o eski duyarlı insanları….
Çok oldu oralar ve o insanlar yok olalı…
O YÜZDEN BENİM GÖZÜM HEM ŞAŞI HEM KAPALI

















...
|