Ana Sayfa Foto Galeri Video Galeri Haritada Törnüklüler Radyo Dinle Soy Kütüğü Ziyaretci Defteri İletişim
Menü
Ziyaretci Defteri
Yaz Oku
Üyelik
 :    
 : 
İçerik
    İcerik
  • İlçemiz
  • İlimiz
  • Yararlı Linkler

  •     İşlemler
  • Haberler
  • Konuşan Fotolar
  • Söyleşiler
  • İlimizden
  • Sağlık
  • Aktüel
  • Duyurular
  • Ülkemizden
  • Yönetim

    MailYönetim
    WebMail Sistemi Yönetim Paneli
    Sayaç
    Aktif Ziyaretçi : 6
    Dün : 191
    Bugün Tekil : 85
    Bugün Çoğul : 412
    Toplam : 224805
       Bölüm : Konuşan Fotolar - Dağların Efendisi             
    ...

    DAĞLARIN EFENDİSİ
    Bakacaktan süzülen duman kurban tepesinde ağladığında, maşatalanına yağmur yağıyordu. Alt topanın çamurlu yolunu sırf yağmura inat olsun diyerek yürüyoruz. Çünkü biz çocuğuz
    Yağmurun arkasında rengârenk gökkuşağı, umrumuzda mı rengi biz altından geçmek için koşuyoruz. Ne altında geçebiliyoruz nede yanına yaklaşabiliyoruz. Yıllar gibi uzaklaşıyor bizden.
    Sakarın dumanı çekilmiş fiil aralarına dolmuş, yayla köy gibi güneşli, sivri tepesi köprü dumanı gökyüzü mavi beyaz, köyden yüzde köyü seyrediyorum. Tuzlukta dört tekerliye binenler, ocak yanında top oynayanlar ve etrafımı saran bir sürü çocuklar, ben köyden yüzde köyde ben, kendimi seyrediyorum. Çünkü çocukluğumu görüyorum.
    Elimde lastiğim ayağım yalın ayak, çimenden yürüyorum. Bugün kırlara gidiyorum, kendimden uzaklaşıp sana geliyorum. Korkacaktan geçerken korkmuyorum, tumpta beni beklediğini biliyorum. Saroğ çiçek açmış onu kokluyorum, karı erimiş kar yedeğinden hafif bir rüzgâr esiyor üşümüyorum çünkü içimde yanan sen varsın. Bakacakta bakacak cesaretim var sana ama tepe çayıra çıkmalıyım, yemyeşil topuklu çimenlere uzanmalıyım çocuktan beter olmalıyım, tadını çıkarmalıyım kurban tepesinin, buluttan önce varmalıyım yongalı buruna, yıldırım vuru taştan Halil bağı, Halil bağdan çelik gıranını seyretmeliyim. Kim bilir hangi yoldan geleceksin, seni kaybetmemeliyim. Duman çökmeden çirse vurmadan gel, öyle bir gel ki, ben yağmur olup yağayım siyah saçlarına.
    Yabancı yolcularla geldim Mansur başına. Sensiz su içtim maduklu çeşmesinden. Peşine takıldım kürün ayağında koyun güden iki çabanın, kırdan sakara bökeleyen sığırlar obanın yolunu tutmuş bile, ne elimde lastiğim nede belimde azığım var, bomboş paçacıya dönüyorum. Tump’da duruyorum, korkacaktan geçmeye korkuyorum, ağlayarak çağmanlı'ya çıkıyorum sana bakıyorum.
    Dövüş alanında gelir diye bekliyorum, taş kıranlar, güllük biçenler, yürüme gelen köy yolcuları umudu kesiyorum. Bir ümit beseleyerek baktığım çat deresine, bin umut döküyorum, ben seni bekliyorum. Gözyaşlarımda inek şahmanı açmadan gel.
    Kara dereden süzülen dumanın arasında kaybolan gözlerim, hayalini görür gibi oluyor bazen, bazen kırıklık kadar yakınsın bazen de kavak tepesi kadar uzaksın bana, ama sana ulaşamıyorum. Seni yemşene soruyorum, çayır ağzında arıyorum,  sarıtaşa bakıyorum alıcinekte bulamıyorum. Güvende haftası bitti, kazıkbeli geçti, çitler biçildi, göçler göçmeye başladı. Bugün ayrılık haftasının ilk günü, ben son günü bekliyorum.
    Merekgözünden gelen araba gürültüsüyle koşuyorum maşatalanına, çeşmenin üstüne oturmuş seni bekliyorum, ne sen indin nede ben bindim o arabaya, patinaja düşmüş yılların son Virajında, istop etmiş umutlarımın el fireni çoktan çekildi. Benim yalnızlığım, benim hasretim ve benim özlemim kapladı bütün obayı. Yaylaya en son gelen ve en son giden yine ben oluyorum. Geride kalmış çocukluğumu unutuyorum.
    Kornası karşıki dağlardan yankılanıyor beni bekleyen arabanın, gangır gacak, yargan yatak yüklü kasanı bagajında son kez sana bakıyorum, elveda gidiyorum. Bir den bir sesle irkiliyorum.
    Ey! Bu dağların son yaylacısı ve ilk yabancısı, artık kendini aramaktan vazgeç. Kaybolmuş çocukluğun üzerinden yıllar geçti, sen artık büyüdün çocukluğunu arama ve unutma ki; oynadığın ebcükler ve hardama ile kazdığın araba yolları yıkılmış olabilir hatta behlediğin tırmıtlar çürümüş olabilir. Sakın ha sakın, çıkarsız uğruna yaptığın cinganlıklardan utanma ve çocukluğunu unutma.
    BU TOPUKLU ÇİMENLERDEN KARA LASTİĞİN SİLİNSE DE İZİ, KESİLSE VURMASA DA DAĞLARA ÇOCUKLARI SESİ UNUTMA! YİNEDE SİZLERSİNİZ BU DAĞLARIN EFENDİSİ
     
    Erdal KARA             
     
    Arkadaşına Öner - Sayfayı Yazdır
    Mail Adresiniz :      Arkadaşının Mail Adresi :
    Arkadaşına Not :
                        Sayfayı Yazdır
         Yorum Bölümü
    Yorum yapabilmek için Üye Olmanız Gerekmektedir.
    Yazarlar
    Mehmet UZUN
    Mehmet ÜNLÜ
    Nihat ŞAHİN
    Ab-ı Kevser
    Nihat İLERİ
    Dursun ÇAK
    Emrah ÇAK
    Muhittin KAYA
    Erdinç ÇAK
    Sami ÇAK
    Seçme Yazılar
    Gönderdikleriniz
     
     
    Şairler ve Şiirler
    Numan ÇAK
    Erdal KARA
    Sizden Gelenler
    Seçmeler
    Mahmut KARA
    İsa ÇAKAR
     
     
    Reklam
    Yaşanmış Hikayeler

    Eğlence

       
    ...

    Powerd ßy ARSBil.COM Web Tasarım, Hosting, Sesli Chat İnternet ve Danışmanlık Hizmetleri.