Ana Sayfa Foto Galeri Video Galeri Haritada Törnüklüler Radyo Dinle Soy Kütüğü Ziyaretci Defteri İletişim
Menü
Ziyaretci Defteri
Yaz Oku
Üyelik
 :    
 : 
İçerik
    İcerik
  • İlçemiz
  • İlimiz
  • Yararlı Linkler

  •     İşlemler
  • Haberler
  • Konuşan Fotolar
  • Söyleşiler
  • İlimizden
  • Sağlık
  • Aktüel
  • Duyurular
  • Ülkemizden
  • Yönetim

    MailYönetim
    WebMail Sistemi Yönetim Paneli
    Sayaç
    Aktif Ziyaretçi : 5
    Dün : 223
    Bugün Tekil : 19
    Bugün Çoğul : 129
    Toplam : 248234
       Bölüm : Haberler - GÜLE GÜLE ŞENOL ABİ           

    Dursun Cak'ın kaleminden

    GÜLE GÜLE ŞENOL ABİ
     
         Kendisiyle son ciddi sohbetim Hayri ÇAK’ın düğünü akşamı olmuştu. Benim takım elbiseli ve kravatlı görünce her zamanki gibi yine göz yaşlarını tutamadı. Onu her görüşümde kardeşim Ramazan’ın vefatını hatırlatır ve gözlerinden yaşlar süzülürdü. Fakat ben düğün akşamı bu duygusallığa meydan vermedim. Şenol abi beni sever, fikirlerime önem verirdi. Onun o hali rikkatime ziyade dokunduğu için millet düğünde eğlenirken bende tatlı bir sohbete koyulmuştum. Hatta yanımızdan geçen ve sanırım yukarı mahalleli olan bir hanımefendi bu gencin sözlerine kulak ver demişti. Önce Özcan’ın artık son sınıfta olduğundan bahsetti, sonrada Mete’nin polislik okulu sınavlarından. Bende bu güzel ağabeyime bunların şükür gerektiren şeyler olduğunu, artık kendisini toparlaması gerektiğini, bu güzide çocuklara layık ve yakışır bir baba olduğu ve daha da iyi olması gerektiği konusunda sıkı sıkı konuşmuştum.
     
         Kurban Bayramı öncesi köyde gördüm sonra Şenol Abi’yi. Evinin tablo betonu için ekip çağırdığını, ancak Godan Deresi’nin suyu kesildiği için su sıkıntısı çektiğini ve çaresizce betonu için su bulma arayışına koyulduğunu amansızca terlemesine ve tatlı telaşına şahit olmuştum o an. Sonra o gün betondan vazgeçmiş, betonu sonraki güne bırakmıştı.
     
         Kurban Bayramı günü hakkında güzel şeyler duymamıştım. Ama ben Şenol Abi’yi gerçekten sever saygı duyardım. Her şeyden önce içli bir insandı. İnsanlar zayıf görse de CAGALI sıfatını elinden geldiği kadar taşımaya çalışırdı. Onun iyiye yormayacağımız davranışlarını ben pek yadırgamazdım. Büyük bir filozofun güzel bir sözü vardır. Bu söz dinimizde de toplumumuzda da geçerli bir öğe aslında. Mana itibariyle bu söz şu şekilde; Toplumda davranışlarını yadırgadığımız bir insan varsa; bu o insanın sorunu değil; yaşadığı toplumun sorunudur. Bu gerçekten böyleydi.Eğer elimizi vicdanımıza koyup düşünürsek; bunun çok doğru olduğunu görürüz. Evet biz Şenol Abi’yi ve onun gibi onlarca insanımızı ihmal ettik ve ediyoruz.
     
         Fenomenleşen bir söz vardır ama genelde manasını hiç düşünmeyiz. ‘’Çok insanlar gördüm, dışında elbiseler yok. Çok elbiseler gördüm, içinde insan yok. Şenol Abi asla içinde insan olmayan süslü elbiselilerden olmadı. Onun içsel duygusallığı ve bunun getirdiği alışkanlıkları aslında dünyanın adaletsizliğine zafiyet gösteren bir müdahaleydi. Ona göre bir şeyler yolunda gitmiyordu ve elinden bir şey gelmediği içinde kendisini alışkanlıklarının kollarına bırakıyordu.
     
         Ben kendimi açıkçası suçluyorum. Kendisine daha iyi ve daha yakın bir dost olabilirdim diye. Şuan bu makaleyi okurken gülen bazı arkadaşlar var biliyorum. Ama o arkadaşlar bu yazıyı buraya kadar okuma sabrını gösteremeyeceğinden gocunmuyorum. Biz Şenol Abi’yi hep toplumumuzun dışında tuttuk. Bir türlü ‘’yaratılanı sev, yaratandan ötürü’’ sözünü benimseyemedik. Onu hep kenarda bıraktık ve ona öylece baktık. Bediüzzaman Said Nursi bir kitabında şöyle der: Bir adama kırk kere DELİSİN DELİSİN deseler, delirmesi muhtemeldir. Bizde Şenol Abi’yi bu gruba dahil ettik.
     
         Bir türlü ona ‘’Ne olusan ol, gel’’ diyemedik. Ondan her söz açıldığında dudak büktük, es geçtik, adam gözde görmedik. Bildiğim bir şey var ki; biz böyle yaparak hep aldandık ve sadece kendimizi kandırdık. Yazıya bu noktada biraz ara verip köyümüz web sitelerine göz attım. Vefat haberi yorumları ve Ziyaretçi Defteri başsağlığı ve taziyelerle doluydu. Şunu bütün samimiyetimle ifade ediyorum ki; ben bu Kurban Bayramı’nda Şenol Abi’yi arayıp abi gel bir bardak çay içelim ya da abi geleyim bir çayını içeyim diyemedim. Kim bilir bu şekilde kaç yaralı gönlü ihmal ettik? Kahvehanelerde ne varsa, bizi monotonlaştıran ve evden bir eşya haline getiren TV’lerde ne buluyorsak, kemençe tıngırtıları her iki dünyamıza da ne kazandırıyorsa, maalesef onlardan dostlara vakit bulamadık.
     
         Bayram tatili dönüşü İstanbul’dayım. Bir mesaj geliyor telefonuma kardeşim Sinan’dan. ‘’Abi Şenol amca öldü’’… Dört kelime… Kocaman bir hayat ve sonucu dört kelime… Bitti artık. Vade doldu. ‘’Nasihat istersen ölüm yeter’’ diyor Bediüzzaman. O an gelince; ne bir saniye sonra, ne de bir saniye önce. Oysa saatler, hatta dakikalar önce, yapacak ne kadarda iş vardı, onsuz hiçbir iş yürümüyormuş gibi görüyordu kendini. Hepimiz öyleyiz ve hepimiz kendimizi öyle görüyoruz. Şuan hafızamızı bir yoklayalım kaçımızın ölüm elimizdeki iş kadar aklımızda. Böyle bir şey demek ki; Hiç ummadığın bir anda, beklemediğin zamanda sessizce geliyor, sessizce gidiyor. Ama bir kişi olarak gelip iki kişi olarak gidiyor. Gidişi sessiz oluyor ama ardından büyük bir çığlık kopuyor. Ama çığlığı koparanda niye kopardığını neye ağlayacağını bilmiyor. Onun garibanlığından dem vururken, yaşayan garibanlardan bihaber yaşıyoruz. Oda bazı hislerimizde samimi olmadığımızı gösteriyor bize. Şenol abi tekrar dünyaya dönse birkaç günlük ilgi ve hayretten sonra yine onu aynı garibanlığa bırakırız. Biz maalesef böyleyiz.
     
         Cenazeler sözümün sonu. Bu konuda hep bir şeyler söylemek istemişimdir. Ama bu planım hep akim kalmıştır. Üstte de belirttiğim gibi biz kime ve neye ağlayacağımızı bilmiyoruz. Evvela onun dünyalığına mı ağlıyoruz ahiretine mi? Bence ahiretine ağlamalıyız. Çünkü hepimiz bir gün öleceğiz. 70 yıl sonra şuan ki yaşayanlardan kaç kişi kalacak ki sanki. Ya da 70 yıl önce bizim gibi olanlardan şuan kaçı yaşıyor? Bana sorsalar ki; bir insan yirmisinde ölürse cennete gidecek ama yaşarsa sekseninde cehenneme layık bir surete girecek. Ben onun yirmisinde ölmesini istiyorum. Ben yemin ediyorum ki; eğer sonu cennetse her yaşta gitmeye değer. Ama sonu cehennemse 100 yaşında da ölse az yaşamış, hayattan ahiret cihetiyle nasibini alamamış demektir. Gelin bir kez daha kendimizi ve nefsimizi yoklayalım. Bu ölümü unutmayalım. Sık sık tevbe istiğfar getirelim. Geçmişlerimizi de unutmayalım. Birgün onlar gibi olacağımız için birazda o tarafı düşünelim. Onları har hatırlayışımız da 3 ihlas 1 fatiha’yı eksik etmeyelim.
     
          Şenol Abi güzel bir insandı. Gelin onun vefatı bizim miladımız olsun. Bu diriliş hem bize can versin. Hem de onun varsa günahlarına kefaret olsun. Uyanışımız onun sayesinde olursa, biz de, o da ahiret cihetiyle çok kazanırız. Dikkat edelim. Bu güzellikleri yakalayalım. Sözlerime son verirken bir kez daha kendisini ve cümle geçmişlerimizi rahmetle anıyor, kederli ailesine baş sağlığı dileklerimi iletiyor, efendimize (sav) layık bir ümmet olma duasını ediyorum…
        
     
    Arkadaşına Öner - Sayfayı Yazdır
    Mail Adresiniz :      Arkadaşının Mail Adresi :
    Arkadaşına Not :
                        Sayfayı Yazdır
         Yorum Bölümü
    Yorum yapabilmek için Üye Olmanız Gerekmektedir.
         Yorum Bölümü
    numancak
    Yorum Sayı : 0
    Yrm:GÜLE GÜLE ŞENOL ABİ           
    çok güzel yazmışsın gerçekten insanların değeri ölünce anlaşılıyor.kim ne derse desin adam gibi adam dedikleri işte adres işte burda
    Ekleme Tarihi : 08/12/2009 Saat : 21:55
         Yorum Bölümü
    medet
    Yorum Sayı : 0
    Yrm:GÜLE GÜLE ŞENOL ABİ           

    Abi gerçekten ağzına,yüreğine sağlık makalen çok güzel olmuş, hiç usanmadan bir solukta okudum ,üstüne basa basa çok önemli konulara değinmişsin,nurgül ablamında dediği gibi sözün bittiği yer en kötüsüde keşkelerle yaşamak şenol abiyi allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah,

    Ekleme Tarihi : 08/12/2009 Saat : 13:24
         Yorum Bölümü
    nurgül çakar öz
    Yorum Sayı : 0
    Yrm:GÜLE GÜLE ŞENOL ABİ           

    Dursun kardeşim yüreğine sağlık kalemin den dökülen her satırı önemsiyor ve şenol amca için yazdıklarını takdire şayan  buluyorum diyecek bi şey yok sözün bittiği yer bu olsa gerek  mekani cennet olsun

    Ekleme Tarihi : 05/12/2009 Saat : 12:24
    Yazarlar
    Mehmet UZUN
    Mehmet ÜNLÜ
    Nihat ŞAHİN
    Ab-ı Kevser
    Nihat İLERİ
    Dursun ÇAK
    Emrah ÇAK
    Muhittin KAYA
    Erdinç ÇAK
    Sami ÇAK
    Seçme Yazılar
    Gönderdikleriniz
     
     
    Şairler ve Şiirler
    Erdal KARA
    Numan ÇAK
    Mahmut KARA
    Sizden Gelenler
    Seçmeler
    İsa ÇAKAR
     
     
    Reklam
    Yaşanmış Hikayeler

    Powerd ßy ARSBil.COM Web Tasarım, Hosting, Sesli Chat İnternet ve Danışmanlık Hizmetleri.