Ana Sayfa Foto Galeri Video Galeri Haritada Törnüklüler Radyo Dinle Soy Kütüğü Ziyaretci Defteri İletişim
Menü
Ziyaretci Defteri
Yaz Oku
Üyelik
 :    
 : 
İçerik
    İcerik
  • İlçemiz
  • İlimiz
  • Yararlı Linkler

  •     İşlemler
  • Haberler
  • Konuşan Fotolar
  • Söyleşiler
  • İlimizden
  • Sağlık
  • Aktüel
  • Duyurular
  • Ülkemizden
  • Yönetim

    MailYönetim
    WebMail Sistemi Yönetim Paneli
    Sayaç
    Aktif Ziyaretçi : 6
    Dün : 86
    Bugün Tekil : 94
    Bugün Çoğul : 703
    Toplam : 224900
       Bölüm : Haberler - Köy Derneği ve Burs Meselesi  
    ...
    KÖY DERNEĞİMİZ VE BURS MESELESİ
     
         2004 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü son sınıf öğrencisiyim. Erzurum’da üniversite okuyan 4 kişiydik. Muhammed TEN (Laboratuar), Mehmet (Hacı) KOZLU (Sosyoloji), Şaban (Erdinç) ÇAK (Çevre ve Makine Mühendisliği) ve BEN. Bu hem bizim için, hem köyümüz için oldukça gurur verici bir tabloydu. Hayatta çoğu kez insanları dinleriz ve onları anlattıkları şekliyle düşünürüz ve o insanların yaşadıklarını anlattıklarından ibaret varsayıp, Seni Anlıyorum deriz. Nasrettin Hoca eşekten düşmüş ve ağrısına acısına bir türlü milleti inandıramıyormuş. Dayanamayıp demiş. İÇİNİZDE EŞEKTEN DÜŞEN VARMI ONU GETİRİN BANA. Çünkü benim derdimden ancak o anlar.
     
         Maddi durumu iyi olan üniversiteli arkadaşlarımızda dahil olmak üzere üniversite okurken oldukça güçlükler çekeriz. Üniversite aynı zamanda bizi hayat okuluna hazırladığı için, bazen hem de şiddetli bir şekilde hayatın imtihanlarına tabi tutar. Bunu tüm üniversiteliler mutlaka yaşamışızdır ve yaşarız. Bu noktada sitemiz yazarlarından ALİ ERCAN TEN kardeşimin ÖĞRENCİ GÖZÜYLE başlıklı makalesine göz atmanızı rica ediyorum.
     
         2002 yılında kuruldu köyümüzün derneği. Derneğimizin kurulduğunu ilk duyduğumda BİZİM KÖYÜMÜZÜN BİR DERNEĞİ OLSUN DA , VARSIN BENİM ONDAN BİR ÖMÜR BOYU İSTİFADEM OLMASIN. AMA BENİM KÖYÜMÜN MUTLAKA BİR DERNEĞİ OLSUN DEDİM İÇİMDEN. Dernek bir sivil toplum kuruluşudur. Bir resmi amacı, birde asıl amacı vardır. Resmi amacıyla ilgili şeyler yazmayacağım ki zaten yeterince yazılısı var.
     
         BİR DERNEĞİN ASIL AMACI NE OLMALI?
         Bugün dernek yönetimimizde dahil olmak üzere eleştirilere açık olmadan hiçbir yere varamayacağımızı çok iyi biliyoruz. Şahsen dernek gecelerinin ve dernek pikniklerinin birkaç olumlu aktivite dışında hiçbir işe yaradığını düşünmüyorum. Birlik-beraberliğimize hizmet ettiğini de düşünmüyorum. Şimdi soruyorsunuzdur:
    PEKİ NAPALIM DERNEK GECELERİ VE DERNEK PİKNİKLERİNİ KALDIRALIM MI? Hayır derneğimizin piknik ve gecelerini birlik ve beraberliğimize hizmet edecek, bizi birbirimize kenetleyecek, bizi birbirimize sahip çıkacak hale getirelim. Dernekle alakadar olan olmayan herkes bu yazının muhatabı olduğuna göre işin içeriğine girip onları sıkmak istemiyorum ama istişareyle yemeksiz olmasına karar verilen bir dernek gecesinin yemekli yapılışına ve İstanbul’daki köylülerimizin dörtte birinin bile katılmadığı dernek pikniğinin hangi birlik beraberliğe hizmet ettiğini de açıkçası anlamıyorum. Bu yazıyı yazmama İskender TOPAR kardeşimin ziyaretçi defterindeki teklifi sebep olmuştur. Bugün derneğin hatırı sayılır bir aidatı olmadığı, bunun bile yarımızdan fazlası tarafından ödenmediği hepimiz tarafından bilinen bir gerçek.
     
         Bu noktada özellikle maddi sorunlar yaşayan üniversiteli kardeşlerim lütfen haklarını bize helal etsinler. Ben şahsen onların ne kadar sıkıntılar çektiğini biliyorum ve sıkıntılarının izalesi için en azından dua da olsa ediyorum. ÇÜNKÜ İNANIYORUM Kİ; MÜ’MİNİN MÜ’MİNE EN BÜYÜK YARDIMI DUA İLEDİR.
     
         Bir gün Muhammet kardeşim bize dedi ki; KÖY DERNEĞİMİZ yılda 4 döneme mahsus olmak üzere üniversite öğrencilerine burs vermeyi düşünüyormuş. (Burada bu konuyu dile getirdiğine inandığım kıymetli HOCAM’a teşekkür ediyorum.) O zaman niye yalan söyliyeyim; GERÇEKTEN MÜTHİŞ ŞEYLER HİSSETMİŞTİM. Toplum içinde bir söz vardır. YAĞMASANDA GÜRLE diye…
         Bursu almak bir yana bir köy derneğinde üniversitelilerimizden bahsetmek, böyle bir konuyu dernek gündemine getirmek gerçekten müthiş gurur verici bir durumdu. Sonra birkaç ay ümitle bekledik. Olmamıştı, olmadı işte. Ama bütün samimiyetimle belirtmeliyim ki; hissettirdiği duygu alacağımız burstan daha kıymetliydi.
     
         Bir İslam büyüğüne başarının şartlarını sormuşlar:
         -Muvaffak olmak için ne yapmalıyım?
          İslam alimi cevap vermiş:
         -Kardeşim, muvaffakıyetin şartı ikidir.
         1-SAMİMİYET     2-FEDAKÂRLIK
     
         Hakikaten bu ikisine gerçekten sahipseniz, eminim talep ediğiniz birçok şeyin üstesinden gelebilirsiniz. Bizde de böyle oldu. Sonunda dördümüzde üniversiteyi bitirdik. Ama bir hususu belirtmekte fayda var. Dördümüzde büyük ölçüde imkansızlıklar içinde okuduk ve bazen çok ciddi sıkıntılar çektik. Ama hamdolsun şimdi Muhammet TEN Göztepe SSK’da, Mehmet KOZLU Trabzon Emniyet Müdürlüğü’nde, Şaban ÇAK Köyümüz altındaki barajda ve sair illerimizdeki baraj inşaatlarında başarılı Şantiye şefi ve saha mühendisliği yapmış şuan VATANİ GÖREV’inde (Allah tez zamanda hayırlı, sağlıklı, sapasağlam tezkereler nasip etsin.)
     
         Bense 1 yıllık özel sektör deneyiminden sonra İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’nde SÖZLEŞMELİ MÜHENDİS olarak göreve başladım. (Ama o kadar enteresan bir köyüz ki, yıkım işlerinde çalıştığım ve bunun klasikleşmiş fıkrası bu başarıdan daha çok konuşuldu… HER NEYSE)
     
         O günlerin toyluğundan olacak ki; DERNEĞİMİZE içten içe bir kırgınlık, bir küskünlük tutuyordum. Yıl 2007 sonları… TUZLA GÜMÜŞHANELİLER DERNEĞİ’nde Köyümüzün dernek toplantısındayız. Bende sevgili Ünal BABAYİĞİT kardeşimle, Mehmet UZUN HOCAM’ında desteğini alarak bu burs meselesini dile getirmiştim.
     
     
         NEDİR BU BURS MESELESİ VE NELER YAPILABİLİR?
     
    Söz uzadıkça uzuyor, okurların kusura bakmamasını rica ediyor ve SABIRla yazıyı takip etmelerini önemle arz ediyorum (Çünkü niyetliyim cebinizdeki paraları üniversiteli kardeşlerime burs vermek üzere alacam J).
     
    1-     KÜRTÜN YADA DOĞANKENT ile İSTANBUL’da (Nüfusumuzun en kalabalık olduğu iki yerleşim birimi) KÖY BURSLARI adına yada her açıdan güvendiğimiz bir şahıs yada heyet adına hesap açılmalı.
    2-     Bu hesaba DERNEĞİMİZ, MADDİ DURUMU İYİ OLAN KÖYLÜLERİMİZ, MEMURLARIMIZ, ÇALIŞTIĞIMIZ VE İRTİBAT HALİNDE OLDUĞUMUZ RESMİ VE ÖZEL KURUMLAR VE BUNLARIN YÖNETİCİLERİ, BELEDİYELER, İŞ ADAMLARI, DERNEKLER VE ÖZETLE BİR ÜNİVERSİTELİ GENÇ BİLSEM Kİ, BURSA İHTİYACI VAR ŞU PARAMIN BİR KISMINI ORAYA GÖNDERİRDİM DİYEN HERKES elini taşın altına koymalı.
    3-      Bu hesaba para yatıran herkes; ADINI, SOYADINI, KİMLİK NUMARASINI VE CEP TELEFONU YADA EV TELEFONU NUMARASINI VERMEK kaydıyla bu işlemler çok şeffaf bir şekilde kaydedilmeli, her an herkese, ve yılda iki kez sorumlu bir heyete sunulacak şekilde kayıtları tutulmalı. (Resmi makbuzlar oluşturulmalı…)
    4-      Üniversiteli arkadaşlar, özellikle bu bursa ihtiyacı olanlar başta olmak üzere müracaat etmeli, bursu geri ödeme zorunluluğu olmayacak ama Bursu alan kardeşlerimde;
     
    Orda bir köy var, uzakta.
    O köy bizim köyümüzdür.
    Gezmesek de, tozmasak da.
    O köy bizim köyümüzdür.
     
    demesini bilmeli.
     
    5-     Bu maddeler çoğaltılabilir, Ayrıntılar benim fikrime münhasır değil, tartışılıp paylaşılabilir…
     
    SON SÖZ:
     
         Bir aydınımız;
    KIZLARINI OKUTMAYANLAR, OĞULLARININ HÜSRANINA AĞLASIN der. Bende ekleyerek diyorum ki;
    OĞULLARINI OKUTMAYANLAR İSE, HERKESİN HÜSRANINA AĞLASIN.
    (Tabi burada kızların ve erkeklerin sadece derslerini değil de, başta ahlakî olmak üzere her yönden kendini geliştirmesi kaydıyla okuması.)
     
         MALUM ÇOK AYDINIMIZ VAR Kİ; HERŞEYİ BİLDİĞİNİ SÖYLERDE, MAYMUNDAN GELMEDİĞİNE AKIL SIR ERDİREMEZ. HEM ÇOK KIZLARIMIZ VAR Kİ; ÜNİVERSİTELERİ BİR ÖĞRENİM YUVASINDAN ÇIKARIP BİR … YUVASI ---HER NEYSE---)
     
         Peki bu yazdıklarını hayata geçirirsek ne kazanacağız ve bunun bize ne getirisi olacak?
    Bütün samimiyetimle söylüyorum ki; HEM BİZİM HEMDE ONLAR AÇISINDAN MADDİ MANEVİ O KADAR ÇOK FAYDASI OLACAK Kİ; BU BİLE BAŞLI BAŞINA BİR YAZI KONUSU. Ama biraz hayal ederseniz, bunun bize getirilerini pek âlâ tahmin eder, bu hayalle bile yeterince mutlu olabilirsiniz.
        
         MEDAR-I İBRETLİK BİR HADİSE:
     
    Bu olay 14 ekim 1998 de kıtalar arası bir uçuş esnasında gerçekleşmiş:

    "Bir kadın, uçakta zenci bir adamın yanında oturuyordu. Durumdan rahatsızlığını belli edercesine, hostesten başka bir yer bulmasını istedi, zira öylesine antipatik birinin yanında oturamazdı. Hostes, tüm uçağın dolu olduğunu fakat birinci sınıfta yer olup olmadığına bakacağını söyledi.

    Diğer yolcular şaşkınlık ve tiksintiyle olayı izliyorlardı, bu kadının sadece terbiyesizliğine değil, bir de birinci sınıfta yolculuğu devam edeceğine şahit oluyorlardı. Zavallı adamcağız çok kötü bir durumda olmasına rağmen cevap vermemeyi tercih etti. Bu yüksek tansiyondaki durumda kadın, birinci sınıfta ve o adamdan uzak uçabileceğinden tatmin olmuş, hostesin dönmesini bekliyordu.

    Birkaç dakika sonra geri gelen hostes, kadına:

    "Çok özür dilerim geciktim. Birinci sınıfta bir yer buldum… Bu yeri bulmak biraz zamanımı aldı, sonra yer değişikliği için pilottan izin almam gerekiyordu. 'Hiç kimse sorun yaratan bir diğerinin yanında oturmak mecburiyetinde tutulamaz' dedi ve bu izni verdi."

    Diğer yolcular kulaklarına inanamıyorlardı, bu esnada kadın da bir zafer kazanmış gibi yerinden kalkmaya hazırlandı. Aynı anda hostes, oturmakta olan zenciye dönerek:

    "Beyefendi, sizi uçağın birinci sınıfındaki yeni yerinize götürmem için beni takip eder misiniz lütfen? Seyahat firmamız adına kaptan pilotumuz sizden böyle nahoş bir olay yaratan kimsenin yanında oturmak mecburiyetinde bırakıldığınız için çok özür diliyor."

    Tüm yolcular hep birlikte, bu olayı iyi bir biçimde sonuçlandıran uçak personelini alkışlayarak tebrik ettiler.

    O yıl, kaptan pilot ve hostes uçaktaki davranışlarından dolayı ödüllendirildiler. Aşağıdaki mesaj, tüm ofislere personelin görebileceği bir biçimde iletildi:

    "İnsanlar onlara ne söylediğinizi unutabilirler. İnsanlar onlara ne yaptığınızı da unutabilirler. Ama insanlar, onlara kendilerini nasıl hissettirdiğinizi asla unutmazlar...
     
    Bu yazı; Evet Ya!!! Bu genç doğruyu söylüyor dedirtmek için yazılmamıştır.
    Bu yazı; muhataplarını gaza getirmek içinde yazılmamıştır.
    Bu yazı, bu genç acayip güzel yazıyor dedirtmek içinde yazılmamıştır.
     
    -Bu yazıyı okuduktan sonra olumlu yada olumsuz bir görüşü sonuna eklemiyorsak,
    -Bulunduğumuz ortamlarda gün-akşama kadar bir fındık kabuğunu doldurmayan şeyler konuşacağımıza bu konuları dile getirmiyorsak,
    -O gençlerin elinden tutmak bu kadar kolay olduğu halde hâlâ onlara inanılmaz uzaksak,
    -Köyümüzün akil adamları bu konuda bir-kaç dakika bile beyin fırtınası gerçekleştirmiyorsa,
    -Köy Dernek Başkanlarımız, (Köydeki Üçtaş Derneğimiz ve İstanbul’daki Köy Derneğimiz) Günyüzü ve Üçtaş Köyü Muhtarları ve İhtiyar Heyetlerimiz, Köy İmamlarımız ve Öğretmenlerimiz, Üniversite mezunu olupta şuan çalışıyor olan köylülerimiz, hâlâ bu konuyu en kısa zamanda değerlendirmek için ajandalarına not almamışlarsa
     ve en önemlisi;
     
    HÂLÂ BİR DAL SİGARAMIZ,
    BİR PAKET KURUYEMİŞİMİZ,
    KAHVEHANEDE BİR BARDAK ÇAYIMIZ,
    BU BURS MESELESİNDEN DAHA ÖNEMLİYSE…
     
    NE BEN BU YAZIYI YAZDIM,
    NE DE SİZ BU SATIRLARI OKUDUNUZ…
     
    (Not: Hiçbir şey yapamazsak bu gençlere verecek cevabımız yok.
    Bir şeyler yapabilirsek hep daha iyisini yapabiliriz.
    Ama çok şey yapabilirsek; KÖYÜMÜZÜN NASIL BİR NOKTAYA VARACAĞININ HAYALİ BİLE, İNANILMAZ HEYECANLANDIRICI VE GURUR VERİCİ…
    (SİTEDE DİLE GETİRİLEN SORUNLAR CAMİ MİNARELERİMİZ VB. KONULAR GİBİ)


    Dursun ÇAK
    Arkadaşına Öner - Sayfayı Yazdır
    Mail Adresiniz :      Arkadaşının Mail Adresi :
    Arkadaşına Not :
                        Sayfayı Yazdır
         Yorum Bölümü
    Yorum yapabilmek için Üye Olmanız Gerekmektedir.
         Yorum Bölümü
    yalcıncak
    Yorum Sayı : 0
    Yrm:Köy Derneği ve Burs Meselesi  
    dursun bey eline yüregine saglık yazını üşenmedim okudum bu olay ancak bu kadar acık ve net yazılıp anlatılır biride bense bu yazın aynen boyle kalır sen yazmış birıleri okumuş olur aylar önce veya yıllar oldu aynı konular dile getirilmiş he hı tamam vs gerisi yok.Dursun bey bu duyarlı düşüncen için seni tebrik ediyorum. işallah bi şeyler olur....
    Ekleme Tarihi : 22/08/2009 Saat : 08:05
    Yazarlar
    Mehmet UZUN
    Mehmet ÜNLÜ
    Nihat ŞAHİN
    Ab-ı Kevser
    Nihat İLERİ
    Dursun ÇAK
    Emrah ÇAK
    Muhittin KAYA
    Erdinç ÇAK
    Sami ÇAK
    Seçme Yazılar
    Gönderdikleriniz
     
     
    Şairler ve Şiirler
    Numan ÇAK
    Erdal KARA
    Sizden Gelenler
    Seçmeler
    Mahmut KARA
    İsa ÇAKAR
     
     
    Reklam
    Yaşanmış Hikayeler

    Eğlence

       
    ...

    Powerd ßy ARSBil.COM Web Tasarım, Hosting, Sesli Chat İnternet ve Danışmanlık Hizmetleri.