KÖY DERNEĞİMİZ VE HARMANCIK YAYLA ŞENLİĞİ
İnsanoğlu elinde olan bir çok şeyin kıymetini bilmeyen, var olanlarıyla yetinemiyen bir varlık. Tıpkı Köy Derneği’mizin kıymetini bilmediğimiz gibi. Köy Derneği’miz kurulduğunda, ben Erzurum’da üniversite öğrencisiydim. Bu tarz konulardan pek anlamamakla birlikte oldukça sevinmiştim. Haksızda sayılmazdım. İnsanlarımızın bir araya gelmesinin ne zararı olabilirdi ki. Bir konu hakkında karşılıklı fikir alış-verişinde bulunmak çokta kötü bir şey değildi. Bir düğün-dernek organizasyonunun ortaklaşa-elbirliği içinde yapılması hiçte fena sayılmazdı. Bir hastanın yada yaşlının elinden tutmak, bir öğrenciye burs vermek, bir sivil toplum kuruluşu olabilmek, piknik ve dernek geceleri düzenlemek, köyünün; köyde ve gurbette kültür elçisi olmak… O zamanlar emindim. Evet, dernek iyi bir şeydi.
Kader işte, her ne kadar kendimiz çizdiğimizi zannetsekte, ilahi bir mevhumdur ve biz bunun dışına çıkamayız. Yapabildiklerimizi Allah’ın bize nasip etmesine cüz-i ihtiyari (kendi irademizle karar verme) diyor İslam alimleri. Tam evet kader de neymiş? İnsan her dilediğini yapabilir demeye dilimiz uzanacakken, önümüze asla dokunamadığımız ve müdahale edemediğimiz KADER çıkıyor ve bizi ikaz ediyor: DİKKAT ET YAPAN SEN DEĞİLSİN, diyor. Depremler, seller, ölümler, kazalar, insan iradesi dışında cereyan eden olayları buna örnek verebiliriz.
İstanbul’a ilk geldiğimde sadelikten hoşlanan bana; bu şehir, o kadar sıkıcı ve gürültülü gelmişti ki; herhalde “İstanbul benim yaşayabileceğin en son şehir olur” demiştim. Yukarıda kaderin tanımını yapmaya çalışmamda işte bu yüzden. Kader bu ya… Rızkımızı istanbul’dan verdi Allah. Artık üniversitede bir hayli merak ettiğim köy derneğimizin bulunduğu şehirdeydim. Ama İstanbul ne şehirdi ve dernek ne dernekti? Hiçte hayal ettiğim kadar değildi. Sevmeyeni seveninden, Hakaret edeni, destekleyeninden, Hiç uğramayanı, aidatını ödeyeninden hep fazlaydı. 4 yıl oldu bu şehre geleli. Hala durum bu şekilde. Değişen hiçbir şey yok. Asıl garip olan şeyin cevabını ise henüz bulabilmiş değilim. Paylaşılamayan şeyin ne olduğu? Neden derneğin gözardı edildiği? Neden her dernekten söz açıldığında insanların ilk sözünün DERNEK BİZE NE YAPTI? olduğu… Bilmiyorum dernek ne yapacaktı? Yada sen mi derneğe bir şey yapacaktın o mu sana bir şey yapacaktı. Aslında sorunun gerçek cevabı şuydu: HER NE YAPILACAKSA; HERKESLE, HEP BİRLİKTE YAPILACAKTI…
Sahi dernek kimdi, neydi, ne işe yarardı? Komünistleri tutuklayıp, Erzurum Cezaevi’ne göndermişler. Tabi Erzurumlular’a da demişler ki; falan gün komünistler erzurum’a gelecek. Erzurumlu garibim nerden bilsin komünistin ne olduğunu, köyden birisini şehre göndermişler. Git sen gelenleri gör, gel, bize anlat. Tabi adan inmiş şehre, komünistleri görmüş ve köye dönmüş. Köylüler merakla sormuşlar: Komünist nasıl bir şey? Adam sakince cevap vermiş: TIPKI BİZİM GİBİ. ONLARDA İNSAN… Dernek toplandı, dernek karar aldı, dernek yer kiraladı, dernek piknik yaptı. Sahi dernek kimdi. Bende sakince cevap veriyorum: TIPKI BİZİM GİBİ. ONLARDA İNSAN…
Kısaca Köy Derneğimiz; Merkezi İsanbul’un Pendik İlçesi, Kavakpınar Mahallesi’nde bulunan, 200’e yakın üyesi olan, doğrudan ve dolaylı olarak 1000 kişilik nüfusa hitap eden, kendi lokali ve yönetici odasına sahip, yaklaşık 100 metrekarelik bir alanda faaliyet gösteren, ama Kavakpınar’daki köylülerimizin bile dörtte birinin uğramadığı, 200’e yakın üyesinden ancak 15-20 kişisinin aidatını düzenli olarak ödediği, toplantısına 100’e yakın kişinin katılıpta, 10-15 kişisi haricindekilerin bir dahaki toplantıya kadar daha hiç ilgilenmediği sivil toplum kuruluşumuzdur.
Dernek Yönetimi ise; Üyelerinin bu duyarsızlığına rağmen, her ne kadar fiiliyata geçiremese de, üye olan ve olmayan bütün köylüsü adına orada toplanan, onları sözlü olarakta olsa en azından köylüm diye yad eden, köyü ve köylüsü adına bir şeyler yapabilmek ümidiyle 2 ayda bir bir araya gelen, Maddi meselelerimizi nasıl çözebiliriz? (Yönetimdekilerin hiçbirisinin bireysel maddi sorun yaşamadığı halde), Küskünlerimize nasıl ulaşabiliriz? (Kime, neden küstüğünü bilmediği halde), Daha fazla üyeye nasıl ulaşabiliriz? (Böyle bir zorunluluğu olmadı halde), Hiç uğramayanı nasıl davet edebiliriz? (Neden gelmediğini bilmedi halde), Köyümüz için ne yapabiliriz? (yılda 2 hafta bile köyde kalamadığı halde), Köylümüz için neler yapabiliriz? (bir çoğunu birinci görüşüyle, ikinci görüşü arasında en az 10 yıl geçtiği halde) ve EN CAN ALICI SORU:HARMANCIK İÇİN NE YAPABİLİRİM? (BELKİDE 5 YILDA BİR BİLE ÇIKMADIKLARI VE BAZILARININ BELKİDE BİR ÖMÜR BOYU ÇIKMADIKLARI VE BELKİDE ÇIKMAYACAKLARI VE ÇIKAMAYACAKLARI HALDE) benzeri şekilde çoğaltılabilecek onlarca soruya nedensiz cevap arayan birkaç köy sevdalısıdır.
Dernek, menkul ve gayri menkullerinin (taşınır ve taşınmaz mal varlığı) olduğu, kendisine her ay düzenlice paralar aktarılan, yönetimindekilerinin altında son model arabalar bulunan bir kuruluş değildir. Benim için dernek, herkestir ve her şeydir. Köyde bir mısır başağı, bir fındık patağı, bir elmek pancar, acıktığımda ekmek arası yaptığım çalı çileği, az gozak armut, bir ekti kuzu, yıkık bir fıraktı, boynuzu gırılmış bir inek, çamannı tepede soğuğa inat edip boy gösteren bir evlek, it keserleri, çam ağacında yeni olgunlaşmaya başlayan bir sulu tombuk, bölükçamda behli tırmıtlıklarım, katranla yazılı tomruk kuturları, traşlamadaki bağlaklar, merekgözünde araba yolunun ortasındaki çimen, paçacıdan eksik olmayan duman, sarıtaştan kesilen ve bağlamaya giderken insanı canından bezdiren su, ormandan çıkıpta “oh! cennete geldim” diye ayak bastığım alacainek ve manzarasıyla harika tablolara konu olacak yemişen, her dile alışımda gözümden yaşların elimden olmadan döküldüğü ve yanaklarımı ıslattığı harmancık düzü ve yayla yolları benim derneğimin asli unsurlarından sadece bir kaçıdır. En birinci üyeside karlar erimeden dağa çıkıpta, tekrar karlar yağıncaya kadar dağda kalan, ve bizi temsilen oraları mesken edinen, benim için en muteber tapu kayıtları kadar değerli olan Cedenin Osman abidir.
Sözü yine uzattım biliyorum. Başınızı ağrıttım farkındayım. Malum bu günlerde tatlı bir telaş içerisindeyiz. Harmancık Yayla Şenliği… Dernek olarak toplanıyoruz, bir araya geliyoruz, sponsor bulmaya çalışıyoruz, maddi problemleri aşmaya çalışıyoruz. Hiç kimsede demiyor ki, sahi siz bunu nasıl yapıyorsunuz ve nasıl yapacaksınız? Bu kaynağı nerden bulacaksınız? Kolin bile size yüz çevirmişken, 20 üyeden ayda 5 liralık aidatı alamadığınız halde, milyarların altından nasıl kalkacaksınız, canlı yayını nasıl yapacaksınız? Otobüsleri nasıl kaldıracaksınız, onca izini nasıl alacaksınız? Bizim yıllardır avukat parası verdiğimiz topraklar, artık 49 yıllığına bizim arkadaşlar. Allah aşkına o avukatlar onca parayı hak etti de, sizler için bu toprakları kiralayan, köyü, köylüsü, öğrencileri için bir şeyler yapan ve geliri tamamen size ve yayla şenliğine harcanacak bir organizasyon için ne diye duruyorsunuz. Evet bizli yada bizsiz bu organizasyon Allah’ında izniyle yapılacak. Bu böyle biline…
Sitelerde, köy ve dernek toplantılarında, bu konuda göstermiş olduğunuz duyarlılık adına ben şahsım ve dernek yönetimimiz adına emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bu yazıyı okuyan herkesin oturup biraz düşünmesi, etrafındakilerle paylaşması, marketlerimiz olur, iş adamları olur, tüccarlarımız olur, maddi durumu yerinde olan insanlarımızın olur kapılarının çalınması gerekir. Ben kpss sınavımdan dolayı katılamayacağım bir yayla şenliği için, nasıl şimdi ofisimden kalkıp, çevremdeki arkadaşlarla görüşmeye çalışacaksam, yarın dernek merkezimizde maddi meseleler için çözüm arayışına gireceksem, lütfen sizlerde bu iş için neler yapabileceğinizi bizimle paylaşın. Paylaşın ki; bu yükü birkaç kişinin omzuna yıkmayalım. Paylaşın ki, gelecek seneye de bu işi yapmaya çalışalım. Paylaşın ki, sözdeki birlik-beraberliğimiz özde de olsun. Paylaşın ki, düşmanlarımız kim olduğumuzu görsün. Paylaşın ki, sözüm ona katrilyonlara sahip olanlar, bir avuç köylüden küçük olduklarını görsünler. Paylaşın ki, oraya davet edilip, geldiklerinde yüzleri kızarsın. Paylaşın ki, gerçek büyüklüğün, kıvırmamanın, hayatta 5-10 bin liraya tenezzül etmemenin, küçük bütçeli insanların büyük gönüllerinin neler yapabileceklerinin nasıl olduğunu görsünler.
BEKLİYORUZ. SİZİ VE SESİMİZE KULAK VEREN HERKESİ, 11 TEMMUZ 2010 HARMANCIK YAYLA ŞENLİĞİNE BEKLİYORUZ…
Dursun ÇAK
Günyüzü ve Üçtaş Köyleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi
|