Ana Sayfa Foto Galeri Video Galeri Haritada Törnüklüler Radyo Dinle Soy Kütüğü Ziyaretci Defteri İletişim
Menü
Ziyaretci Defteri
Yaz Oku
Üyelik
 :    
 : 
İçerik
    İcerik
  • İlçemiz
  • İlimiz
  • Yararlı Linkler

  •     İşlemler
  • Haberler
  • Konuşan Fotolar
  • Söyleşiler
  • İlimizden
  • Sağlık
  • Aktüel
  • Duyurular
  • Ülkemizden
  • Anket
    Dost Siteler
    Yönetim

    MailYönetim
    WebMail Sistemi Yönetim Paneli
    Sayaç
    Aktif Ziyaretçi : 5
    Dün : 148
    Bugün Tekil : 165
    Bugün Çoğul : 1972
    Toplam : 109458
       Bölüm : Söyleşiler - TAHSİN İLERİ                   
    Yılların Eğitimcisi Tahsin İLERİ hocamız ile söyleşimiz yayında..


    Gözler sana bakar, kulaklar seni dinler
    Doğada hiçbir renk, hiçbir ses
    Görmedi böyle bir ilgi.
    Yine bilgiler öğreteceksin öğretmenim,
    Bir elinde tebeşir, bir elinde silgi…

    Senin bulunduğun yerde öğretmenim,
    Senin konuştuğun yerde,
    Birer fikir çiçeğidir kelimeler.
    Öyle bir ışıksın ki sen,
    Hep sana olur yönelmeler…          
                                   ARİF EREN    



    Tahsin İleri Kimdir Bizlere Kendinizden ve Çocukluğunuzdan Kısaca Bahseder misiniz?


    Tahsin İleri otuz iki yıllık sınıf öğretmeni olup; 25.01.1956 yılında Gümüşhane İli Torul İlçesi Törnük Köyünde doğdu. Çocukluk yıllarımı gerçekten hatırlamamakla birlikte meşakkatli günler olduğunu söylemekle yetinebilirim. İlkokula kaç yaşında gittiğimizin o zamanlar bir önemi olmamakla beraber dereye yürüyerek gidip gelebilecek yaşa geldiğimizde ilkokula başlatılıyorduk. İlkokulu Törnük Köyü İlkokulunda okudum. Ortaokulu Kürtün Orta Okulunda köyden arkadaşlarla beraber ev tutarak okudum. Gerçekten ortaokul yıllarımı anlatmakla bitiremem. Sadece şu kadarını söyleyeyim yol yok, araba yok,  ekmek alacak para yok, giyecek elbise yok kısacası yokluklar içerisinde gecen yıllar. İlk ve ortaokulda derslerimin gerçekten de parlak olmadığını biliyordum.
    Ortaokulu bitirdikten sonra lise eğitimime devam etmek için elimden gelen çabayı sarf ettim. Yukarıda da bahsettiğim gibi yokluklar içerisinde Trabzon Ziraat Lisesi sınavına girdim ancak sınavı kazanamadım. Ben ve benim gibi gençleri yönlendirebilecek bu günkü gibi internet, telefon, televizyon yoktu. Kulaktan duyma bilgilerle bir yerlere gitmeye çalışıp ekmeğimizin peşinden koşuyorduk. Daha sonra Giresun Sağlık Okulunun sınavına başvurdum ancak onunda imkânsızlıklardan ve yol durumundan dolayı sınav tarihini kaçırdım. Bu süre zarfı içerisinde ortaokulu bitirdikten sonra lise eğitimine başlayabilmek için bir yıl kaybetmiş oldum. Yine kulaktan dolma haberlerle duymuş olduğum Gümüşhane öğretmen okulunun sınavına katıldım. Sınava giren altı yüz elli öğrenci arasından yalnızca otuz dört kişinin alınacak olması beni zorlamış olsa da ilk otuz dört kişi arasına girerek okumaya hak kazandım.
    Lise Eğitiminizde Ne Gibi Zorluklarla Karşılaştınız?  Okula Hangi Şartlar ve Hangi Koşullarda Giderdiniz?
    Burada lise eğitimim sırasında karşılaşmış olduğum zorlukları anlatacak olsam sohbetin sonu gelmez. Dolaysıyla da bu zamanla o zamanı kıyaslamak gibi bir arayışın içerisine girmek istemiyorum. O zamanların koşulları ve imkânları orda kaldı. Şimdiki gibi her gün Gümüşhane ye araba olmayıp dört beş ay diyende köye geliyorduk. Yine köye ulaşım olmadığından dereden yukarı, bazen de Kürtün’den aşağı yürümek zorunda kalıyorduk. Lise eğitimimin tatil günlerinde nerde iş var diyerek onu takip edip boş zamanlarımda üç beş kuruş para kazanıp okul giderlerimi karşılamaya çalışıyordum. Yine yazın yaylalarda acılan tomruk işine giderek ailemin eksikleri ve benim okul giderlerime bir nebzede katkıda bulunuyordum. Dört yıl Gümüşhane öğretmen okulunda lise eğitimime devam ettim. Benim liseyi bitirdiğim yıl öğretmen okulları öğretmen lisesi adını aldı ve üç yıla indirildi.
     
    Lise Eğitiminden Sonra Meslek Hayatına Hemen Atıldınız mı?
    Evet, lise eğitimimi tamamladığım yıl atamam oldu. İlk atamam Giresun Milli Eğitime yapıldı. Kura ile görev yeri olarak Tirebolu Çatak Köyüne gönderildim. Bu tarihi hiç unutmam 19.09.1976 İki yıl Çatak köy ilkokulunda öğretmenlik yaptıktan sonra askerlik hizmeti için Gümüşhane Şiran Babacan Köyü ilkokuluna atamam yapıldı. Çatak köyünün şu anda önde gelen işi adamları ve diğer üst düzey yönetici şahıslarının birçoğunun ilk derslerine girmişimdir. Şiran Babacan Köyündeki öğretmenliğimin ikinci yılında evlendim. Şiran Babacan Köyünde üç yıl kaldıktan sonra er öğretmen olarak askerliğimi tamamladım. Aynı yıl Torul Akçal Köyü İlkokuluna atamam oldu. Ancak buradaki öğretmenliğim uzun sürmemiş olup bir yıl kaldıktan sonra eski adı ile Şıhlı (Kızıl çukur)köyüne atamam yapıldı. 

    Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık,
    Çiz fındık, çiz zeytin, çiz üzüm,
    Çarşamba ovası. İşte!
    Buğday çiz, elma çiz, incir çiz,
    Oğullarımız, kızlarımız gider, gelir işte.
    Biz işleriz, biz toplarız, biz satarız.
    Koy kulağını dinle, toprağın altında
    Kömürün türküsü, petrolün türküsü,
    Mavi bir güldür işlenir ellerimizde.


    Şıhlı köyünde öğretmenlik yaparken Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Eğitim Ön Lisansı bölümünden mezun oldum. Çocuklarımın ortaokul çağına gelmiş olmaları benimde bir eğitimci olarak onların eğitimlerinin önüne taş koymaya hakkım olmadığını düşünerek tayin istedim. Çocuklarımın ortaokul eğitimlerine devam etmesi için istemiş olduğum tayinim sonucunda Giresun ili Görele ilçesi Güvendi Köyü İlkokuluna gönderildim.(Sis dağı) Bu tayini durdurmak için akla karayı seçtim, sonunda Samsun İli Çarşamba İlçesine atamam oldu. Yedi yıl tek başıma birleştirilmiş sınıflarda çocukların ilkokul eğitimine elimden geldiğince katkıda bulunmaya çalıştım.
    On bir yıldan beri öğretmenlik mesleğime Samsun Çarşamba Kenen Evren İlköğretim Okulunda devam etmekteyim.


    Geçmişe dönük neler hissediyorsunuz? Hangi meslek dalında öğrenciler yetiştirdiniz?
    Otuz iki yılı aşkın meslek hayatım boyunca adlarını ve sayılarını unuttuğum çok sayıda Avukat, öğretmen, doktor, mühendis, hemşire, savcı, hâkim… gibi meslek kollarında çalışma hayatlarına devam eden öğrencilerimin ilk temel eğitimlerinde bulunmaktan onur ve gurur duyuyorum.
    Öğrencileriniz arasında görüştükleriniz var mı? İlk Okul Öğretmeni Olmak Nasıl Bir Duygu?
    Hangi insana sorarsanız sorun ilkokul öğretmenlerinin onların üzerinde çok hakkı olduğunu söyleyip o günlere tekrar dönmek isterler. Çocuklar birer hamur gibidir, onlara istediğin şekli verebilirsin. Ben öğrencilerime elimden geldiğince en güzel şekli en güzel ahlakı vermeye çalıştım. Hem ülkemize hem de tüm insanlığa faydalı olsunlar diye. Böyle yaparsan hem insanların benden razı olacağını hem de Allahın rızasını kazanacağımı düşündüğüm için. Unutmayalım ki, sevmeyi bilmeyen sayılmayı hak edemez.
    Çocuklar, misk gibi kokan birer güldür. Onlara iyi bakım yapılır ve iyi sulanırsa gürleşir ve etraflarına güzel kokular yayarlar. Onlar, durgun akan tertemiz su gibidir. Nereye yönlendirirsen oraya akarlar. İnsanların faydalanacağı bahçeye akıtırsan meyve alırsın, yok eğer hiçbir işe yaramayan taşlı araziye akıtırsan taşları daha da sertleştirirsin. Geleceğimizi emanet edeceğimiz öğrencilerimi ülkesini seven, vatanına, milletline, bayrağına bağlı ve kul hakkından sakınan insanlar olarak yetiştirmeyi prensip edinmiş bulunmaktayım.
    Evet, öğrencilerim arasında sıklıkla olmasa da görüşmüş olduklarım var, bazen öyle bir an oluyor ki birisi yanına yaklaşıyor hocam beni hatırladınız mı diyerek elimi öpmeye çalışıyor. Yaşları yedi ile on iki arasında değişen benim öğrencim alan bu çocuklar şimdi otuzunu aşmışlar ve beni hatırlıyorlar.
     
    Emekliliği Düşünüyor musunuz?
    Evet, tabi ki hayata dönük bazı planlarım var bunların arasında otuz iki yıllık öğretmenlik mesleğimi bu dönemin sonunda emekli olarak bitirmek istiyorum.

    Eğmeyin başınızı öyle,
    Size başınızı eğmeyi öğretmedim.
    Silin gözünüzdeki yaşı,
    Size ağlamayı öğretmedim.

    Sevgi, Umut, Güven sundum size,
    Başınızı dik tutasınız diye.

    Silin gözünüzdeki yaşı,
    Anılar karışmasın gözyaşına.
    Bir şiirde, Bir şarkıda anın beni.
    Haydi, bana bakın,

    Ağlamayın, ağlamayın sakın
    Size ağlamayı öğretmedim.
    Çam sakızı, çoban armağanı

    Sevgi, umut Güven sundum size,
    Başınızı dik tutasınız diye.

    Haydi, bir kez daha bana bakın,
    Beni dinleyin,
    Yaşam boyu ayrılık nedir bilmeyin.
    Dalından koparılan çiçek,
    Kurumaya ilk adımını atmış demektir.
    Bir yelken ki denize açılmış,
    Bir tohum ki tarlaya saçılmış,
    Bir kalp ki size açılmış,
    Bilesiniz.

    Öyle bir yeriniz var ki bende,
    Sanki bir "ben" siniz tende,
    Bir kuş ki dalında ötende,
    Bir ocak ki bacasından sevgi tütende,
    Siz benimlesiniz.

    Son bir ders işliyorum,
    Söylediklerimi unutmayasınız diye,
    Başınızı dik tutasınız diye.


    Hocam Bizlere Son Olarak Neler Söylemek İstersiniz?
    Siz ve sizin gibi gençlere çok şeyler söylemek isterim; en önemlisi sağlığınızın ve zamanınızın kıymetini bilin. Yaşamış olduğunuz bu dönemin kıymetli eserlerinden ve gelişen teknolojiden en iyi şekilde faydalanmanızı ailenize kendinize ve toplumumuza faydalı birer birey olmanızı tavsiye ediyorum. Ne olursa olsun dürüstlükten ve hak yoldan ayrılmayınız. Yolunuz acık olsun. Beni hatırlayıp kapımı çalarak bana da bu sözleri aktarmamı sağladığınız için sizlere de ayrıca şahsım adına teşekkür ederim.
    Hocam bizler de siz ve sizin gibi eğitim ve öğretim için canla başla çalışan kıymetli Öğretmenlerimize teşekkür ediyor, sağlık mutluluk ve esenlikler diliyoruz.
     
    Arkadaşına Öner - Sayfayı Yazdır
    Mail Adresiniz :      Arkadaşının Mail Adresi :
    Arkadaşına Not :
                        Sayfayı Yazdır
         Yorum Bölümü
    Yorum yapabilmek için Üye Olmanız Gerekmektedir.
    Reklam
    Galeriler

    Şairler ve Şiirler
    Numan ÇAK
    Erdal KARA
    Sizden Gelenler
    Seçmeler
    Mahmut KARA
    İsa ÇAKAR
     
     
    Yaşanmış Hikayeler

    Eğlence

       
    ...

    Powerd ßy ARSBil.COM Web Tasarım, Hosting, Sesli Chat İnternet ve Danışmanlık Hizmetleri.