Çağırın muhtarı toplansın aza
Bir gecede vurun Akköy yolunu.
Kaymakam valiyi getirin gaza
Yaz gelmeden vurun Akköy yolunu.
Geniş yapın kamyon dönme yerini,
Altına gitmesin tutmaz fireni,
Düzgün olsun getirin işi bileni
Göç göçmeden vurun Akköy yolunu.
ERDAL KARA
VURUN AKKÖY YOLUNU
Hikaye uzun ben kısaca anlatacağım. Harun Reşit İslam Halifesi olur.Ve bir gün kalbi çok darlanır. Veziriyle birlikte zamanın alimi Fudayl Hazretlerinden nasihat dinlemeye gider. Fudayl hazretleri özetle der ki; eğer islama halife olmadan gelseydin, kesinlikle islama halife olma! O çok ağır bir mesuliyettir derdim. Madem sen islama halife oldun: ‘DÜNYA İSTEKLERİN ADINA ÖYLE BİR ORUCA NİYET ET Kİ; İFTARIN ÖLÜM OLSUN’ der.
Yazıma bu konuyla başlamamın ana sebebi; insanları yönetmeye aday olan kişiler, kendilerini aynı zamanda taşıması pek ağır manevi bir mesuliyetin altına sokarlar. Bu mesuliyeti İslam Halifesi Hz. Ömer (ra) o kadar derinden hissetmiştir ki; Fırat nehrinin kenarında kaybolan bir koyunun bile hesabının kendisinden sorulacağı korkusuyla Rabbine tazarru ve niyazda bulunmuştur. Nedense günümüzde insanlarımızı ‘bir yönetme sevdasıdır’ almış başını gidiyor. Eskiden liyakatli insanların şiddetle kaçtığı bu yönetimlerden şimdi ki liyakatsiz insanlarımız büyük bir iştahla ona doğru koşar oldular.
İstanbul’da yaşadığımı artık herkes biliyor. 4-5 yıldır yaylada çıkmadım, çıkmıyorum. Yakın zamanda çıkmayı da düşünmüyorum. AMA HERKES KADAR AKKÖY-PAÇACI BAĞLANTI YOLUNUN HALA TAMAMLANAMAMIŞ OLMASI bir törnüklü olarak zoruma gidiyor. Bizim gençliğimizde hatta çocukluğumuzda başladı bu yol vurulmaya… Öyle zannediyorum ki; 5-6 km lik bir yol vurulacaktı. Şuanda 3-4 km kaldı biliyorum. (Açıkçası resmi rakamlar hakkında hiçbir bilgim yok.) Yalnız kesinlikle bildiğim bir konu varki; o da yıllardır bu yolun vurulmadığı ve yıllar yılı bizim bu duruma seyirci kaldığımız ve herkes tarafından uyutulduğumuz.
Kürtünde Doğankent’te törnüklü uyanık derler. Allah aşkına bu mu uyanıklık? Bir-iki sebzecimiz dışında esnafımız mı var bu pazarlarda… (Allah onlara da selamet ve bol kazanç versin) Bildiğim bir şey var, O da uyanık denile denile ayakta uyutulduğumuz. Mert bir köylümüzde meydana çıkıpta açık açık bu yol şu yüzden vurulmuyor demiyor. Kimden neden korkuluyor? Bunu köylülerimizi kışkırtmak için yazmıyorum. Sadece böyle kısır iç hesapların artık bütün dünyada tutmadığını söylemek için yazıyorum.
Tornuk.com’da konu aralıklarla ele alındı. Kanaatim o ki; biz bu yolu vurmak istemiyoruz. Biz Kürtün’e Doğankent’e para yedirmeye çok meraklıyız. Bizim 1 saatlik yolu, 3 saatte gitmek daha çok hoşumuza gidiyor. Köyden yaylaya çıkışımız; Köyden Gümüşhane’ye gitmek için, Kürtün yolunu kullanmak yerine Tirebolu-Trabzon-Zigana istikametini kullanmaya benziyor. Durumu sağduyunuza havale ediyorum. Gerçekten öyle değil mi?
Bu noktada biraz ağır konuşmak istiyorum. O yüzden lütfen kusuruma bakılmasın. Kahvede yada arkadaşlar arasında hep otururuz ve hükümeti vb. kurumları Onların (en azından son yıllarda) onca çaba ve olumlu gelişmelerini görmezden gelerek ağzımıza geleni sayarız. Yahu adama demezler mi? SEN 3 KM LİK YOLUNU BAĞLAYAMIYORSUN. KOSKOCA MEMLEKET MESELELERİ NE ANLARSIN DİYE… Açıkça belirtmeliyim ki, biz o bağlantı yolunu vurmadığımız sürece hiçbir şey söylemeye, hiç kimseyi eleştirmeye hakkımız yok.
Şuan şöyle düşünüyor olabilirsiniz… Bu genç böyle düşünüyor ama bu iş sanki denildiği kadar kolay mı? EVET KOLAY ARKADAŞLAR… HEMDE ÇOK KOLAY… ARTIK KAPALI ÜLKE MODELİNDE DEĞİLİZ. HAKKARİ’NİN EN ÜCRA KÖŞELERİNDE BİLE BU KOMİKLİK YAŞANMIYOR. Yanlış anlaşılmasın ben burada hastahane, postahane yapılmamasını eleştirmiyorum. Çok büyük yatırımların geri çevrilmesini de eleştirmiyorum. 3-4 km lik yolun yapılamamasını eleştiriyorum. Kazma-kürekle bile 1 yılda bitecek bir yol için 13-14 senedir bekliyoruz. O ZAMAN GELDE VUR DİYORSUNUZ BELKİ; zaten biz törnüklüler olarak ancak bunu yapabiliyoruz. Çünkü bizim elimizden sadece birbirimizi acımasızca eleştirmek geliyor. İhtiyar heyetinin ne işe yaradığını merak etmişimdir hep. Aslında biliyorum da, bizin köyde ne işe yarıyor? Ya da böyle bir heyet var mı yok mu? Yoksa neden kurulmuyor ve varsa hani nerde ve ne işe yarıyor?
Sevgili okurlar;
Sakın yanlış anlaşılmasın. Burada kimsenin emeğine görmemezlik etmiyoruz. Allah hepsinden ve tüm hizmetlerinden razı olsun. Allah ölenlerine rahmet, kalanlarına sıhhat ve afiyet ihsan etsin. Yalnız bir hususun bilinmesini istiyorum: TARİHTE VAR OLMAK İSTİYORSAK, GÜZEL VE İYİ ŞEKİLDE YAD EDİLMEK İSTİYORSAK BU TARİHE GÜZEL ESERLER BIRAKMAKLA MÜMKÜNDÜR. OSMANLI’YA GİRMEYECEĞİM, CUMHURİYETİMİZDEN BU YANA KİMLERDEN BAHSEDİLİR, BU VATANA HİZMET ETTİ DİYE. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’TEN, SONRA ADNAN MENDERES’TEN, (ARADA VAR TAM 20 YIL) SONRASI TURGUT ÖZAL, (ARADA VAR YİNE 20 YIL) SONRASI MEVCUT HÜKÜMET (ARADA VAR TAM 10 YIL) HANİ ARADAKİ ONLARCA CUMHURBAŞBAKANI, BAŞBAKAN, BAKAN VE MİLLETVEKİLİ…Aynı şekilde köyümüzde de ilk akla gelen hizmetler. YOL, SONRASINDA ASFALT YOL, SU ŞEBEKESİ, ELEKTRİK ŞEBEKESİ GİBİ HİZMETLER VE BUNLARI YAPANLAR DEĞİL Mİ? Diyeceğim o ki; Sevgili varlığı belli olmayan ihtiyar heyeti ve sevgili büyüklerimiz:
Gelin sizde tarihte hayırla yad edilin. Gelin size ve geçmişinize de Allah ondan ve ceddinden razı olsun, bize yayla yolumuzu bağışladı desinler. Bizi o çileli yollardan kurtardı desinler. Bu dua ve gelecekte hayırla yad edilmek, soruyoruz sizlere sayın büyüklerim?
Bu şuan ki hangi şeyden daha kıymetsizdir? Hangi gündelik hesaplardan daha değersizdir? Dinimizde amel defterlerimizin kapanmamasının bir rüknü de hayır ve hasenatta bulunmak, topluma kalıcı eserler kazandırmakta değil midir? Hayır-hasenat defterimizin kapanmasını istemiyorsak sizce artık BİSMİLLAH deme vakti gelmedi mi?
Şimdi hayal edelim:
Köyümüzle yaylamız arasında bu yolun tamamlandığını…
Düğünlerimiz olmuyor mu?
Bayramlarımız olmayacak mı?
Allah gecinden versin ölüm-kalım haberlerimiz olmuyor mu?
Baraj tamamlanacak ilerde ONLARCA İNSAN ORAYI GÖRMEYE GELMEYECEK Mİ?
Baraj açılınca yaylanın iklimi yumuşayacak, belki kışında yaylada kalmak isteyeceğiz…
Belki ilerde kış ve yaz turizmi için vazgeçilmez mekanlar haline dönüşecek yaylamız…
Kim bilir ve kim bilebilir?
10 yıl önce yaylada baraj desek hepimiz güler geçerdi. Eğer bu konuda bana katılmıyorsanız, O TIRAŞLAMALARI (fidanların sağlıklı büyümesi için etrafı telle çevrili şimdi ise korunmuş onca fidanın su altında kalacağı yerler) neden koruyorduk ve koruyordular.
Şimdi 10 sene sonrasının neler getireceğini düşünün ve bu yolun ne kadar gerekli olduğunu. Emin olun bu konuda ki haklılığımızı ve bunun köyümüze getirilerini sayfalarca anlatabilirim.
BEN UZUN TUTTUM AMA SÖZÜN GÜZELLİĞİ KISALIĞINDADIR. BU YÜZDEN DEĞERLİ BÜYÜKLERİMİZİN, DEĞERLİ İHTİYAR HEYETİMİZİN, İLERDE HAYIRLA YAD EDİLMEK İSTEYEN SEVGİLİ KÖYLÜLERİMİZİN HEM KULAĞINI ÇINLATIP, HEMDE HAREKETE GEÇİREBİLDİYSEK NE MUTLU BİZE?
YOKSA GÖRENE, KÖRE NE?
Dursun ÇAK |