YAYLA SEVDAMIZ VE KOLİN İNŞAAT
Güneşli bir temmuz sabahı, kuşluk vakti, gökyüzü pırıl pırıl…
Papatyaları sallayan ılık esintinin hışırtısını, yavrularını arayan inek ve koyun bağrışları ara ara bölerken, çok uzaklardan yanık bir türküye eşlik eden kaval sesi çalar kulağınıza…
Sürüsünü arkasına takmış tepeden aşağı inen çobanı, yamaçlardan tutunarak ağır ağır yükselen duman karşılar. Güneş kaybolur, göz gözü görmez, ürperten bir karanlık çöker dağların üstüne…
Az sonra saçlarından asılan çiğseler yerdeki çimeni de, yol kenarında oynayan çocukları da üşütür. Yaz ortasında titrersin… Üzerini kaplayan dumandan yutmuşçasına, burnundan parça parça tüttürerek karanlığın içinde belirir Kara Kız, ardında sarı dana bir telaş içinde düşerler obanın yoluna…
Çiğseler kurumaya başlar saçlardan, duman ağır ağır yükselir, obaların yollarına dizilmiş hayvanları görmeye başlarsın, günbatımına doğru güneş göz kırpar bulutların arasından hiçbir şey olmamış gibi…
Güneş, sis, duman, yağmur, çeşme, dere, inek, koyun, çoban, tepe, papatya,kekik, mantar, çam…
Bir gün daha geçti yaylada, doğa ile sarmaş dolaş mevsimler yaşayarak…

diye devam eden Nihat ŞAHİN abinin Kasım 2009 tarihli Yayla Turizmi Ve Çevre Dostu Tesisler başlıklı mükemmel yazısı,
“Bugün cevabı aranan soru:” Yaylaları, doğasını bozmadan ekonomiye nasıl kazandırabiliriz? “ Bu soruya öyle bir cevap bulmalıyız ki; hem yaylalar yukarıda bahsettiğimiz yayla gibi kalsın, hem de yaylalara yapılacak yatırımlar yerel halkın refah düzeyini yükseltsin.” diyerek tamamlanıyor.
Biz törnük insanı kavgayı bile muhabbet olsun diye yaparız. Gönlümüzde herkese çok derin sevdalar besleriz aslında. Küssekte, konuşmasakta bir düğün yada dernekten geri kalmak istemeyiz. Kendimiz gidemesekte ya bir hediye, ya bir takı yada bir selamı mutlaka göndeririz. Ondan bahis açıldığında da çoğu zaman iyi yönlerini de anlatmaktan kendimizi alamayız. Dedim ya, biz törnüklüler sevdalarımızı bir başka yaşarız. Çok derin, çok içten, çok duygusal… Hele bir yayla bahsi açılmaya dursun, özlemlerimizin ardına iki damla göz yaşını tutuşturmadan edemeyiz.
Yayla bizim için bambaşkadır, yayla yolları daha bir başka. Günyüzü ve Üçtaş Köyleri Derneğimizin kuruluş amaçlarından biri de bu yayla sevdasıdır aslında. Web sitelerimizin hepsinde en büyük payı yine yaylalarımız oluşturmuştur. Yaylalar bizim bir uzvumuz gibidir. O olmayınca biz hep eksik kalırız. Her törnüklünün yılda bir hafta da olsa çıkıp baba ocağının bacasını tüttürme sevdasının zannediyorum maddi olarak karşılığı bulunamaz gibidir. Bizim iki dana için yaylaya çıkma sözümüz bir bahanedir aslında. Yayla dananın değil, bizim ilacımızdır.
Bütün bunlar gösteriyor ki, yayla bizim için her şeydir. Onu gözümüz gibi korumak isteriz. Ona delice sahip çıkarız. Yayla davalarımızda kazanmaktan çok, bu sahiplenmenin ürünüdür. Köye hiç uğramayan bir insanımızın bile yayla deyince içinde bir şeylerin acıdığına çok şahit olmuşumdur. Fakat hayatın gerçeklerine de hiçbir zaman göz yummamalı bir törnüklü. Değişen ve gelişen şartlarıda hiçbir zaman göz ardı etmemeli.

Önceden köylerimize yatırım yapılmadığından hep büyük kentlerin yoluna koyulduk. Bizim memuriyet sevdamızda zannediyorum bu yatırım darlığından ileri gelir. Ülkemiz vizyonunu genişletince, Anadolu da bu yatırımlardan payını almaya başladı. Torul Barajı, Elmalı Barajı ve nihayet köylerimizi çok yakından ilgilendiren AKKÖY 1-2 HES VE BARAJ İNŞAATI…
Belki biz bu güne kadar bazı şeyleri eleştirdik, mesela orman kıyımı gibi, yada anılarımızın su altında kalmasına karşı çıkmak gibi…Ama bardağın dolu tarafına baktığımızda onlarca insanımıza ekmek kapısı oldu bu baraj. Köylerimizin refah seviyesi yükseldi böylece. Bir çok vasıflı personelin yetişmesine sebep oldu. Köyümüz ve yaylamız bir cazibe merkezi haline geldi ve daha da gelecek inşallah. Ha bu mutluluğu da beraberinde getirdi mi? Cevap kocaman bir HAYIR. Ama bunun sebebi yatırımlar değil tabiî ki… Sadece değişen ve gelişen şartlara ayak uyduramamak ve tabiri caizse sudan çıkmış balığa dönmek. Bu konuda yine Nihat ŞAHİN abinin yazılarını dikkatli bir şekilde analiz etmekte fayda görüyoruz.
AKKÖY 1-2 HES VE BARAJ İNŞAATI demişken tabiî ki KOLİN İNŞAAT firmasından, onun değerli yöneticilerinden ve derneğimizden bahis açacağız. Zaten yazımızın esas minvalide bu konu üzerine… Bizimkisi bir yayla sevdası aslında… Bu gurbette yaşamaktan olsa gerek içimizde kor haline gelmiş kocaman bir sevda… Cirmi küçük ama gönülleri büyük insanların sevdası. Günyüzü ve Üçtaş Köyleri Derneğinden bahsediyorum ve onun değerli yöneticilerinden. Ve ona gönül veren siz değerli dostlardan. Dernek Yönetimi olarak bizler toplantılarımız neticesinde köyümüze 2005 yılından bu yana hizmet veren KOLİN İNŞAAT firmasını Ankara’da ziyaret etme, yöneticileriyle tanışma, karşılıklı fikir alışverişlerinde bulunma, karşılıklı sorunlarımızı paylaşma, çok önemli hizmetleri için onlara hem tebrik hem teşekkür mahiyetinde Günyüzü ve Üçtaş Köyleri Derneği Başkanımız sayın Necmettin ÇAKAR, Başkan Yardımcılarımız Şaban UZUN ve Mustafa BOZ, Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlumuz Muhittin KAYA, Dernek Yönetim Kurulu Üyemiz Bayram ÇAK, Günyüzü Köyü Muhtarımız Rıfat KAVAL, Üçtaş Köyü Muhtarımız Soner MERAL, Üçtaş Köyü Derneğimiz Başkanı Hasan BOZ, Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirimiz Saffet UZUN beyler bir araya gelerek, daha önceden de randevu alınarak KOLİN İNŞAAT’ın Ankara’daki MERKEZ YÖNETİM BİNASI’nda; KOLİN İNŞAAT AKKÖY ENERJİ AŞ. GENEL MÜDÜRÜ Ünal BOZTUNALI bey, AKKÖY ENERJİ AŞ. ENERJİ MÜDÜRÜ Kadir YILDIZ bey ve KOLİN İNŞAAT HALKLA İLİŞKİLER MÜDÜRÜ Semra CÖMERT hanımla bir araya geldik. Bizi gayet sıcak bir şekilde karşıladılar. Birbirimize karşılıklı tebrik ve teşekkürlerimizi ilettik. Sonra toplantımız başladı. Dernek Yöneticilerimiz, derneğimizin gece ve piknik organizasyonlarından, öğrenci burslarından, münferit yapılan yardımlardan, toplumsal birlikletiklere servis kaldırma ve tarihi ve turistik mekanlara gezi gibi organizasyonlarından bahsettiler. Köy Muhtarlarımız kendi dilek ve temennilerini ilettiler. Üçtaş Köyü Muhtarımızın Sadece yöremizde varlığını sürdüren Alabalık türünün yaşadığı dereye, baraj inşaatından kaynaklanan atık suyunun karıştığı, bu suyun balıkların yaşamını tehdit edecek kadar zehirli olduğunu söylediler. Yetkililer bunu önemle dinleyip gereğini yapmak üzere not aldılar.

Sonra onlar söz aldılar, öncelikle kendilerini ziyaretlerimizden dolayı son derece memnun olduklarını, gerçekten çok güzel köylere ve yaylara sahip olduğumuzu, köye hizmet etmekte ve köylülerimizle diyalog kurmakta yer yer zorlandıklarından bahsettiler. Projelerinde hizmet niyetlerinin en öncelikli olduğunu, köye hizmet ederken, değerlerimize sahip çıkmaktaki hassasiyetlerinin korunmasına devam edeceklerini, köylerimize hizmet etmenin baraj inşaatıyla sınırlı kalmayacağını özellikle dile getirdiler. “Tabiî ki sizlere önem veriyoruz, tabiî ki size ve insanlarınıza iş konusunda yardımcı olmak istiyoruz’’ dediler.
Kendileriyle ileriye dönük proje ve fikirlerimizi paylaştık. Özellikle yaylada bir birlik-beraberlik günü oluşturmak istediğimizi, bunun için ciddi bir desteğe ihtiyacımız olduğunu söyledik. Çok olumlu karşıladılar… Maddi manevi her türlü yardımcı olacaklarını dile getirdiler. Kendileri de ileriye yönelik proje hazırladıklarını ve daha da hazırlayacaklarını bu projelerinin gerçekleştirilmesine karar verildiğinde bunları köyden böyle bir heyetle paylaşmak istediklerini, bizi de bu heyet olarak gördüklerini, karşılıklı fikir alış verişlerinin her iki taraf içinde çok önem arzettiğine ve arzedeceğine değindiler. Gerçekten kendilerine yakışır güzellikte bir misafirperverlik örneği gösterdiler, hep birlikte toplantıyı değerlendirmek üzere yemek faslına geçildi. Burada da benzer fikirlerin paylaşılmasına devam edildi ve kendi aramızda bir durum değerlendirmesi yapıp, birbirimize başarı dileklerimizi iletip Ankara’dan ayrıldık.

Biz şuana kadar her zaman her yerde, birlik-beraberlik vurgusu yaptık. Bu konuyu önceliğimiz olarak belirledik. Gereksiz ve nizai tartışmaların hep önüne geçmeye çalıştık. Bu tartışmalar kısa zamanda her ne kadar egomuzu tatmin etse de, uzun süreçte bize ve ilişkilerimize ne kadar zarar verdiğini hep gördük ve görüyoruz. Sultan 2. Abdulhamit’in güzel bir sözü vardır. “Tarih tekerrür etmez, hatalar tekerrür eder.”
Sevgili dostlar, gelin biz hatalarımızı tekerrür ettirmeyelim. Kör inatlarımızın kurbanı olmayalım. O varsa ben yokum anlayışından vazgeçelim. Eleştirelim, tartışalım ama niyetimiz sadece köyümüzü ve köylümüzü yüceltmek, hizmetleri desteklemek, özellikle derneklerimize ve web sitelerimize sahip çıkmak olsun.
Sözlerimizi burada nihayete erdirirken, bu yazıyı kaleme almamıza vesile olan başta bizden maddi ve manevi hiçbir desteği esirgemeyeceğini dile getiren KOLİN İNŞAAT firmasının çok değerli yetkililerine, Köy Mahalle Muhtarlarımıza ve heyetine, Günyüzü ve Üçtaş Köyleri Derneği Başkanı Sayın Necmettin ÇAKAR başta olmak üzere tüm yönetim kuruluna, Ankara’da bizi temsil eden çok değerli heyetimize ve köyümüze özel bir ilgi gösteren Gümüşhane Milletvekilimiz ve kıymetli Hocamız Doç. Dr. Sayın Kemalettin AYDIN beyefendiye teşekkürü bir borç biliriz.
BİR OLALIM, BİRLİK OLALIM, İRİ OLALIM, DİRİ OLALIM…
Dursun ÇAK
İnşaat Mühendisi
Günyüzü ve Üçtaş Köyleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi
(Not: Yazının tamamının dikkatle okunması, meselenin etraflıca anlaşılması açısından büyük önem arzetmektedir. İlginiz için şimdiden teşekkür ederiz.)
...
|