Uzun süredir köyümüzün sitelerinde haklı olarak dile getirilen bir konuya değinmek istiyorum. Köyümüzün, yaylamızın tanıtımı, şenlikler ve piknikler.
Gümüşhane’nin en kalabalık nüfusa sahip yerleşim yerlerinden biri olan köyümüz gerek coğrafi konumu, gerek nüfus potansiyeli, gerek ormanları ve yaylalarıyla herkesin ve özellikle de her seçim döneminde siyasetçilerin iştahını kabartmıştır. Bu nedenle de birçok vaatlerin yapılması , yeni projelerin gündeme gelmesi kaçınılmaz olmuştur. Bizlerse verilen sözler karşısında geleceğe yönelik değil, günübirlik düşüncelerle, sen ben kavgasıyla ayağımıza gelen fırsatları tepmeyi kendimize görev bilmişiz. Bu yüzünden olacak ki köyümüz bugüne kadar hak ettiği yere bir türlü gelememiştir. Son zamanlarda eğitim seviyesi yükseldikçe özellikle gençlerimizin yapılan ve yapılamayanları görüp yeni hamleler yapmaya çalışması köyümüz adına sevindirici gelişmelerdir. Aslında herkesin öyle veya böyle köyümüz için bir şeyler yapma çabası içinde olduğu muhakkak. Ama asıl mesele ileri sürdüğümüz düşünceleri bir araya getirip değerlendirecek ve nihai kararı verecek kişilerden oluşan bir organize komitemizin olmamasından kaynaklanıyor. Mesele eğitimse eğitim , sağlıksa sağlık, çevreyse çevre ile ilgili organize komitelerinin olması gerekiyor. Her başarılı çalışma bir ekip ruhuyla gerçekleşir. Bu yoksa yapacağımız çalışmalar ya günübirlik olur ya da sadece sözde kalır. Öyleyse; neyin, nerede, ne zaman , nasıl ve niçin yapılması gerektiğine karar verecek organize komitelerimizin olması gerekiyor.
Bu yaz en çok gündeme getirdiğimiz konulardan biri de yaylada piknik ve şenliklerin yapılması.
Bir zamanlar hayvanlarını otlatmak, tomruk yapmak, tıraşlamada çalışmak için yaylaya giden insanlarımız şimdi gezmeye eğlenmeye gidiyor. Bu da yetmiyor bunu bir panayıra dönüştürmek istiyor. Bu durum üzücü olmakla beraber sevindirici de bir gelişme. Üzücü, çünkü bir zamanlar üretmek için çıktığımız mekanları şimdi tüketmek amacıyla kullanmayı planlıyoruz. Sevindirici, çünkü her şeye rağmen doğup büyüdüğümüz, çocukluğumuzun en güzel günlerini yaşadığımız mekanları unutmayıp oraları değerlendirmek istiyoruz. Biz Törnüklüler olarak nereye gidersek gidelim bir bülbül misali ah Törnük’üm , ah yaylalar diyerek yazın gelmesini iple çekiyoruz. Bana göre doğru olanı da yapıyoruz. Çünkü nereden geldiğini bilmeyenler, nereye gideceğini bilemezler. Sadece kendimizin değil, önemli olan çocuklarımızın da o mekanlara yabancı kalmamasını sağlamaya çalışmalıyız. Yoksa Anadolu’nun bir çok yöresinde olduğu gibi kaderine terk ederiz o güzelim çam ağaçlarını, soğuk suları, uçsuz bucaksız kırları… Bugün baraj yapanlar, yarın kendi istediği şekilde turizme açar. Bakmışız bize küskün Harmancık , bize yabancı Kurban Tepesi, bizi anlamıyor Bakacak… Bizse Necip Fazıl misali öz yurdumuzda garip, öz vatanımızda parya oluruz.
Bu gün bizden önce kabuklarını kırıp dışa açılan köyler, ya kaderine terk edilmiş ya da bilinçli insanlarının sayesinde turizm cenneti olmuş durumda. Üzülürüm kaderine terk edilen köylere. Virane olmuş evler, fatiha bekleyen mezarlıklar, yanık yolculara su vermek için akan çeşmeler… kim bilir ne unutulmaz anıları, ne dertli türküleri saklar içinde. Gidenlerin elinden tutulsaydı, onların bir araya gelmesine vesile olacak etkinlikler yapılsaydı; ne virane kalırdı köyler, ne fatiha beklerdi ölüler…
Dünya değişiyor ,değiştikçe küçülüyor; insanlar değişiyor, değiştikçe yabancılaşıyor. Her şey baş döndürücü bir hızla ilerliyor, kalabalıklar içersinde yalnızlıklar artıyor, kimlikler ve benlikler kayboluyor.
Unutmayalım yarınlar birlik ve beraberlik içinde hareket ederek ortak projeleri gerçekleştiren nesillerin olacak. Bizi biz yapan değerleri bir şekilde bir araya gelerek yarınlara taşımalıyız. Bunun adı ister Harmancık’ta piknik, ister Kurban Tepesi’nde şenlik olsun. Yeter ki olsun!
Buradan köyümüzle ilgili söz sahibi olan değerli dernek başkanlarımıza ,köy muhtarlarımıza ve kalkınma kooperatifi başkanlarımıza sesleniyorum: Bu işler gelişi güzel değil, iyi bir organizeyle yapılmalı. Tabiî ki herkes görüşlerini açıkça ifade etmeli, bir kamuoyu oluşturulmalı. Bugün en güzel buluşlar, en güzel projeler başlangıçta insanlara çok saçma gelen düşüncelerden çıkmıştır. Ve neticede bir sonuca varılmıştır ; çünkü AKIL İÇİN YOL BİRDİR.
Bugün köyümüzün yetiştirdiği çevre mühendisi olan çok değerli kardeşlerimiz var. Onların bu konuyla ilgili görüşlerine yer verilmeliyiz. Atacağımız adımlarda eğitimli insan gücümüzden yararlanmazsak yapacağımız hataların bedelini yıllarca ödeyemeyeceğimizi de bilmeliyiz. Hepimiz “Güvende” dediğimiz mekanın bilinçsizce yapılan düzenlemelerle ne hale geldiğini görüyoruz.
Kısaca diyorum ki; hepimiz köyümüz için projeler üretelim, konuyla ilgili görüşlerimizi dile getirelim, kamuoyu oluşturalım; ama sonun da işi ehline bırakalım. Akıl için yolun bir olduğunu unutmayalım.
Saygılarımla…
|