Ana Sayfa Foto Galeri Video Galeri Haritada Törnüklüler Radyo Dinle Soy Kütüğü Ziyaretci Defteri İletişim
Menü
Ziyaretci Defteri
Yaz Oku
Üyelik
 :    
 : 
İçerik
    İcerik
  • İlçemiz
  • İlimiz
  • Yararlı Linkler

  •     İşlemler
  • Haberler
  • Konuşan Fotolar
  • Söyleşiler
  • İlimizden
  • Sağlık
  • Aktüel
  • Duyurular
  • Ülkemizden
  • Yönetim

    MailYönetim
    WebMail Sistemi Yönetim Paneli
    Sayaç
    Aktif Ziyaretçi : 6
    Dün : 86
    Bugün Tekil : 93
    Bugün Çoğul : 658
    Toplam : 224899
    Dursun ÇAK
    BİR KIZI BİN KİŞİ İSTER,

         
           Hayatta şahsım adına yok denecek kadar az şeye üzülmüşümdür...

    Uzun zamandan beri midem bulanmamıştı. Uzun zaman dediğim 2004ten bu yana. Zaten benim midem pek az bulanır. Bazen insanlardan öyle yadırgadığım şeyler duyarım ki, onlarla aynı dünyada yaşamadığımı düşünürüm. Bu bazı insanlarla değer yargılarımın ne kadar farklı olduğu kanısı oluşturur bende. 

          Hayatta şahsım için yok denecek kadar az şeye üzülmüşümdür. Ama çevrem ve insanlar beni hep ilgilendirmiştir. Hayata ot gelip, ot gitmek kanaatinde de olmadım hiçbir zaman. Ot gelip, ot gitmekten kastım; VUR PATLASIN, ÇAL OYNASIN bir hayat yaşamaktan uzak kalmak olarak anlaşılmamalı. Bence insanların hayattan keyif alabilmesi için eğlenceye dalması gerekmez. Aslında hayat bir OLGUNLAŞTIRMA ENSTİTÜSÜdür. Bir tohum düşünün, kıştan yeni kurtulmuş bir toprağa serpersiniz onu, haftalarca karanlıkta tek başına kalır. Yalnız ve kimsesiz. Sonra bahar yağmurları başlar. Tohumu ıslatır da ıslatır, üşütür, dondurucu soğuğa maruz bırakır. Bizim bir anına dayanamadığımız yağmurların, o tohum günlerce içinde kalır. Sonra filizlenerek toprak yüzüne çıkar. Hiç tanımadığı yeni bir yaşama alışmak için bocalar. Derken yaz başlar, artık güneşin kavurucu sıcağına karşı incecik yapraklarıyla dayanmaya çalışır. Sonra yaz yağmurları başlar. Bir sıcak, bir soğuk, gece-gündüz hep ayakta kalır. VE NİHAYET HASAT MEVSİMİDİR… YALNIZ BİR TOHUMDU TOPRAĞA İLK BIRAKTIĞIMIZDA. ŞİMDİ İSE KOCAMAN BİR BAŞAKTIR. VE BİZE NİMET OLARAK SOFRALARIMIZA MİSAFİR OLMA GÜNÜ GELMİŞTİR ARTIK. AMA TOHUMUN ÇİLESİ BUNUNLA BİTMEZ. ÖNCE BİR ORAK YİYECEKTİR, SONRA KURUTULUP ÇUVALDA DÖVÜLECEKTİR. DAHA SONRA RÜZGARDA ELENİP, EL DEĞİRMENİNDE ÖĞÜTÜLECEKTİR. ONDAN SONRA HAMUR OLACAK, NİCE YUMRUKLARLA YOĞURULACAKTIR. SONRA DA GUZİNEYE. BU YAZ SICAĞINA BİLE DAYANAMAZKEN, GÜZİNEDE YARIM SAAT YANMAKTA NE DEMEK? VE NİHAYET MISIR EKMEĞİ OLARAK ÖNÜMÜZE GELECEK. İNSANDA BİR YER EDİNECEKTİR. İŞTE BİR MISIR TOHUMUNUN İNSAN OLMASININ BEDELİ BU KADAR AĞIRDIR. Allah’ın bizi insan olarak yaratmasının bedelini artık sizlerin takdirine bırakıyorum. Bizde bu enstitüdeyiz. Hayat bizi de olgunlaştırıyor. Bazen de çok acımasızca. Tohum her şeye sabretti, hiç pes etmedi, yağmur-yağış-kurak-orak-ateş hiç vazgeçmedi. Ve insandan bir uzuv olarak karşımıza çıktı.
    Bütün bunlar gösteriyor ki, insanlar eğlenmeden de olgunlaşabilir ama güçlüklere sabretmeyip, hep vazgeçtikçe olgunlaşmamız mümkün değil.

          Sosyal sorumluluk kendimi bildim bileli, hep hayatımın bir parçası olmuştur. Ve bence olgunlaşmanın en önemli şartlarından da birisidir. Diğer canlılardan farklı olarak insan başta ailesi olmak üzere akrabalarına karşı, arkadaşlarına karşı, köyüne-komşusuna, iline, ülkesine hatta düşmanına karşı bile sorumludur. Bu sosyal sorumluluk duygusunu taşımayan insanlar NEME LAZIM cıdır. BANA NE cidir. 

          Hayatta kendiniz için her zaman hür kararlar verebilirsiniz. Ama verdiğiniz kararlar başkasını ilgilendiriyorsa onlara karşı sorumlusunuzdur. Bu sorumluluk, hem bu dünyada, hem de inananlarımız için öbür dünyada bizden istenecektir.
    İşte insan bu noktada kendisine karşı dürüst olmalıdır. Kendine karşı dürüst olmayan insan asla topluma karşı dürüst değildir, olamazda.

          
          Küçükken kavgalar ederdik yaylada YADA KÖYDE. Anam yada ablam O AN YANIMIZDA KİM VARSA: ELİN MAHALLESİNDE HABU NE SİZİN YAPTIĞINIZ derdi. Hiç anlamıyordum benim doğduğum büyüdüğüm yer, nasıl elin mahallesi olurdu? Sosyal sorumluluk o kadar kaçtığımız bir konudur ki, toplum olarak benimsemişizdir bunu. 

    ETLİYE SÜTLÜYE KARIŞMA… 
    AMAN OĞLUM BAŞKASIYLA İTİŞİP KAKIŞMA… 
    BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞASIN…
     
    Sözler bu ve benzeri şekilde uzatılabilir. 

          Toplumda herkese hak ettiği kadar değer vermeli bir insan. Hak etmeyenin değer görmeye hiç hakkı yok. Toplumumuzda çok insan var hak etmediği halde göklere çıkardığımız. Ve çok insan var, çok şey hak ettiği halde hep yerdiğimiz. 

          Köyümüzün gençlerine getireceğim konuyu. Yazıma da bu niyetle başlamıştım esasında. Ama umumi bir değerlendirme de fena olmadı hani. Hep ümitvar oldum, büyüklerimizin “BUNLARDAN ADAM OLMAZ” dediği gençlerden. Onların gözlerine hep inanarak baktım. Onlardan hep çok şey bekledim, bekliyorum da. Yarınların köyümüze daha çok şeyler kazandıracağı kanaatindeyim. Çünkü büyüklerimizin aksine daha bilinçli bir gençliğin yetiştiğine inanıyorum. Burada niyetim büyüklerimizi ve tecrübelerini göz ardı etmek değil, ama gençlerimizi ve fikirlerini de ikinci planda tuttuğumuz bir gerçek. Şimdi onları daha çok dinlemenin ve onların fikirlerine daha çok yer vermenin zamanı bence.

          Gelelim BİR KIZI BİN KİŞİ İSTER, BİR KİŞİ ALIR meselesine. Sonu evliliğe gitmeyen kız-erkek ilişkilerine hep mesafeli yaklaşmışımdır. Çoğu zamanda yadırgamışımdır bu durumu. Hayat her zaman birilerinin mutlu olması için, birilerinin üzülmesini gerektirmez. Ama gel gör ki, birbirini canından çok sevdiğini söyleyen, birbirlerinden ayrı yapamayacak kadar ileri giden ilişkiler, birde bakarsınız bitmiştir. Aslında her bitiş olduğu gibi, bu bitişte yeni bir başlangıcın ifadesidir. Ne oldu, nasıl oldu anlayamaz insan. Daha bir hafta önce BİRBİRLERİNİ ASLA BIRAKMAYACAKLARINA SÖZVERDİKLERİ İLİŞKİLER, bir anda bitiverir. Taraflardan biri yeni bir birlikteliğe çoktan yelken açmıştır. Diğer tarafı hiç düşünmeden.
    Nasıl sindirirler bu durumu anlamıyorum, mideleri nasıl kaldırır. Benim böyle zamanlarda EVRİME İNANASIM gelir hep. Mideleri insan dışı şeyleri kaldırabildikleri için. Ve bir haftada İLKEL EVRİMLERE BİLE TAŞ ÇIKARTACAK KADAR DEĞİŞEBİLDİKLERİ İÇİN.

          Biraz mert olsan ne olur yani? Evlenmeyi düşünmediğin insana ümit vermenin bir anlamı yok. Onun gecesini gündüze katacak kadar, bu işi ilerletmenin hiç anlamı yok. Kimi sevmediğin için yargıladılar seni bu hayatta? Kız yada erkek biraz delikanlı olursun; ya söz vermezsin yada evlenecek aşamaya getirdiğin ilişkini bir kalemde silip atmazsın. Hem buna hakkın yok. Kocaman bir gönlü param-parça etme selahiyetini de nerden alıyorsun.? Gönül evini baştan kurmayacaktın. Kurulmuş gönlü yıkmanın izahı yok. Böyle insanlar, nasıl gülebiliyorlar çok merak ediyorum. Birisiyle karı-kocadan bile ileriye giden ilişkiler yaşamış kişiyi almak yerine, namusuyla evlenip boşanmış birisini ona tercih etmenin daha erdemli bir davranış olduğu kanaatindeyim.
    Şunu unutmamalısın: Sen gülebildiğin sürece ben asla rahat edecek değilim.

         Kime karşı olursa olsun, (İSTER HALKA, İSTER HAKK’A) biz sevgilerimizi olgunlaştıramıyoruz. Onları toprak karanlığında tutamıyoruz. Yağmur çamura maruz bırakamıyoruz. Kuraklarda nasılda pes ediyoruz. Ateşi düşünmek bile ürpertiyor bizi. Ama gel gör ki; İNSAN OLMANIN BİR BEDELİ VARDIR. O bedeli ödemeye cesaret edemeyenlerin sevdaları saman alevi gibidir. Bir anda söner gider. O yüzden hiçbir zaman olgunlaşmamış sevgilerimiz çabukça kaybolur gider. Bu tarz ilişkileri ben kendim değil ama çevremde sıkça yaşadım. Gülen taraf mutlu oluyor mu bilmiyorum ama üzülen tarafın ne hale geldiğini, çok sevdiğini söyleyipte terk ettiği kişiyi ne halde bıraktıklarını nasıl düşünemiyorlar.
    İşte buna bir anlam veremiyorum. İlişkileri için hatim indirten insanlar bile duydum ben. Hatim talebini dile getirenlerin daha hatim bitmeden başkasıyla sözlendiklerine şahit oldum… Nasıl bir dünyadır ALLAH’ım. Ne biçim insanlar yaratmışsın? İnsanlar alıştıkları şeylere şaşmazlar. BİZDE BUNLARA ALIŞTIĞIMIZ İÇİN ŞAŞMIYORUZ ARTIK. AMA BU TARZ İNSANLARI TOPLUMDAN SOYUTLAMAMIZ GEREKİRKEN, ONLARLA DAHA DA YAKINLAŞMAYA ÇALIŞTIĞIMIZDA BİLİNEN BİR GERÇEK.

          Not: Bu yazı yılların ürünüdür aslında, birikmişliğin cisimleşmiş şeklidir. Gerçek kişi ve olaylarla ilgisi vardır. Sevgiliden kastım, hem halk hemde Hakk’tır. Sevgi ve Saygılarla… 

          Dursun ÇAK

    Yazarın Diğer Yazıları
         Yorum Bölümü
    Yorum yapabilmek için Üye Olmanız Gerekmektedir.
         Yorum Bölümü
    erguvan
    Yorum Sayı : 0
    Yrm:
    Dursun Hoca sizi çok ağır yaralı gördüm. Hayrola bilmediğimiz birşey mi var? Dünya hayatı yalan, insanları anlamak  bazen çok zor oluyor. \'Ummadık taş baş yarar.\' sözü boş yere söylenmemiş. Kendin adına değil, gerçekten toplumumuzun önemli bir sorununa değinmişsin ama kimin umrunda...
    Ekleme Tarihi : 30/07/2010 Saat : 14:46
    Yazarlar
    Mehmet UZUN
    Mehmet ÜNLÜ
    Nihat ŞAHİN
    Ab-ı Kevser
    Nihat İLERİ
    Dursun ÇAK
    Emrah ÇAK
    Muhittin KAYA
    Erdinç ÇAK
    Sami ÇAK
    Seçme Yazılar
    Gönderdikleriniz
     
     
    Şairler ve Şiirler
    Numan ÇAK
    Erdal KARA
    Sizden Gelenler
    Seçmeler
    Mahmut KARA
    İsa ÇAKAR
     
     
    Reklam
    Yaşanmış Hikayeler

    Eğlence

       
    ...

    Powerd ßy ARSBil.COM Web Tasarım, Hosting, Sesli Chat İnternet ve Danışmanlık Hizmetleri.