|
Gelişen dünya ile birlikte, köylerimizde yaşam biçimimizden çevremize, kültürel değerlerden beslenme alışkanlıklarımıza, geçmişte hayal dahi edemediğimiz ciddi değişimler yaşanmaktadır. Bu değişimlere bağlı olarak, yıllardır çözülemeyen sorunlara yeni sorunlar eklenmektedir. İnternet sitelerinde ziyaretçi defterlerine kadar yansıyan bu sorunlar, gün geldi haber konusu, gün geldi kahvehane konusu oldu. Bunlar sorunlarını medeni ölçüler içerisinde konuşan ve çözen bir toplum olabilmek için atılmış güzel adımlar olmakla birlikte yeterli değildir. Sorunlara kalıcı, uygulanabilir çözüm yolları bulabilmek, kamuoyu yaratabilmek için bir ''düşünce ekseni'' yada ''düşünce platformu''na ihtiyaç vardır.
Düşünce platformunun en önemli özelliği; ortak paydada birleşebilmek için, dinleyerek, anlayarak, sövmeden, aşağılamadan, küçümsemeden, alay etmeden konuşabilmektir. Düşünce platformunun omurgasını oluşturan ortak payda ise; iştir, aştır, köprüdür, yoldur… Perde arkasından konuşmak yerine, gözlerimize bakarak yüz yüze konuşabilirsek, birbirimizi ''bizi'' anlamak, uzlaşabilmek yolunda önemli bir adım atılmış olur. Konuştuğumuz yüzlerce cümle arasından belki de biri kaderimizi değiştirecek o fikir olabilir, kim bilir… Neticede, uygulama imkanı bulamayan fikirler uçup gidecektir.
Bu gün geldiğimiz noktada köylere köy demek artık çok zordur. Maalesef köyler birer gecekondu mahallelerine dönüşmüştür. Gecekondu mantığı ile yapılaşan köylerde, üretim alanları ve kabiliyetleri daralırken, aynı şehirlerde olduğu gibi ; yol, su, elektrik, çöp, kanalizasyon, güvenlik gibi sorunlar da baş göstermiştir. Cumhuriyetin 85. yılına yetiştirilen arsa tapuları, unutulmuşluğun en güzel örneğidir.Bu bağlamda yayladaki oba evlerinin de akıbetinin ne olacağı hala belli değildir. Köyümüzün büyük bir ekonomik gücü olmasına rağmen, ithalata mahkum bir ülke gibi parasını oluk oluk dışarıya akıtmaktadır. Bu olguyu tersine çevirmek kendi içinde dönen sürdürülebilir bir ekonomi yaratmak mümkündür. Sağlık ocağı meselesinden, ekmek fırınına, alternatif ürün çeşitliğinden, su sorunlarımıza kadar her şeyin çözümü vardır. Kaldı ki bunlar sadece bizlere mahsus sorunlar değil, aslında Türkiye deki binlerce kırsal yerleşim yerinin sorunudur.
Seçtiğimiz insanları ilk günden taşlamaya başlayarak, elindeki sihirli değnekle bütün sorunları bir hamlede çözeceğini düşünürsek, işte bunun adı sürdürülebilir geri kalmışlıktır. Geriye dönüp baktığımızda, köyümüzdeki başardığımız yatırımların istisnasız hepsi düzensiz de olsa sivil toplum örgütlenmesi anlayışı ile yapılmıştır. Bayrak kampanyası, mezarlık duvarları, Çanakkale gezisi… Daha da geriye gidersek camilerimizin yapılışları ve Üçtaş Y.İ.B.O gibi önemli projelere imza atanlar bizim insanlarımızdır.Tüm bu projeler sivil toplum hareketleri ve örgütlenmenin getirdiği dayanışma ruhu ile gerçekleştirilmiştir. Üçtaş Y.İ.B.O' nun yapılışı tam anlamıyla kamuoyu yaratarak gerçekleştirilmiş örnek bir projedir.
Hükümet, şehirlere olan yığılmaları önlemek,yeni istihdam alanları açmak ve köylerin kalkınması için köylülere yeni imkanlar sunmaktadır. Komşu iller Ordu ve Giresun da başarıyla uygulanmış projeler mevcuttur. Gümüşhane ilimiz de açıklanan teşvikler kapsamındadır. Su kaynakları, doğal güzellikleri ve kendine has coğrafi yapısıyla bölgemizin avantajlarını, bizlere sunulan imkanlar ile birleştirecek projelere ihtiyaç vardır.
Küresel ısınma, alternatif turizm alanları, şehirlerde yaşanan sorunlar gibi güncel etkenler ''tersine göç'' ya da ''mekik göç'' eğilimlerini ortaya koymaktadır. Her iki göç olgusunda da kırsal alanların önemi giderek artmakta ve geleneksel yöntemlerle yönetilmeleri imkansız hale gelmektir.
Bölgenin var olan avantajlarını perdeleyen sorunları çözecek, avantajları değerlendirecek ve sinerji yaratacak bir Sivil Toplum Örgütlenmesi'ne ihtiyaç vardır. Bu örgütlenmenin temel görevi bir ''Düşünce Platformu'' olması olacaktır. Bu platformda köyün sorunları belli aralıklarla gündeme alınarak konuşulacak, tartışılacak ve çözüm yolları aranacaktır. Yeterince konuşulmuş ve belli bir olgunluğa erişmiş olan konulardan sonuç almak, seçilmiş insanlar içinde bir avantaj teşkil edecektir. Aslında internet sitelerimizde kısmen bu yapı oluşmuş olsa da konular derinlemesine irdelenmemekte ve bir saman alevi etkisinde kalmaktadır. Düşünce platformunun en önemli unsurları; muhtarından emeklisine kadar tecrübelerinden yararlanılacak büyüklerimiz ile bizzat köyde yaşayanlar olurken, itici gücü ise memleket sevdalısı gençlerimiz olacaktır.
Yıllarca Tirebolu-Gümüşhane yolunu engelleyenler maalesef Harşit Vadisi'nin kaderiyle oynamışlardır. Geç de olsa, gurbetçilere Sazlı Bükten otobüse binmek nasip olmuş olmasına, ama bu gecikmenin nedeni Harşit Vadisinde bu engellemelere dur diyecek bir sivil inisiyatifin olmamasıydı. Neticede yaşadığımız örneklere bakacak olursak; bu gün önümüzde duran sorunlarımızın çözümlerinin gerçekleşmemesi için bir neden yoktur, önemli olan dayanışma ruhunu kaybetmeden düşünce platformunda buluşmaktır.
Dünya, ekseni etrafında dönerken, bir yandan canlılara yaşama imkanı verir, diğer yandan hayatlarını tüketmektedir.Tıpkı dünya gibi fikirlerimiz ''düşünce ekseni'' etrafında döndükçe, hayatlarımız tükenirken geriye kalan ise düşünce ekseninde senaryosunu yazıp projelendirdiğimiz eserlerimiz olacaktır. Çünkü;''hiç birimiz hepimiz kadar akıllı değildir''
Nihat ŞAHİN
Tem'09
|